Ailevi Akdeniz Ateşi Hastalığı (FMF) Nedir? Belirtileri Nelerdir? Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Ailesel Akdeniz Ateşi Hastalığı (FMF)'nda Diyet Nasıl Olmalıdır? FMF Diyeti Nasıl Planlanmalıdır?

385

Ailevi Akdeniz Ateşi Nedir?

Kısaca FMF olarak bilinen Ailevi Akdeniz Ateşi; otozomal resesif geçişli, inflamatuar bir hastalıktır. Hastalık MEFV geninde mutasyon sonucu oluşarak nesilden nesile aktarılmaktadır. MEFV geni; beyaz kan hücrelerinde bulunan ve bir protein çeşidi olan pyrinin denetlenmesinde görev almaktadır. Bu protein vücutta iltihabı (inflamasyonu) kontrol altında tutmaktadır.

Ailevi Akdeniz ateşinde MEFV geni mutasyona uğradığı için Pyrin proteini düzgün çalışamaz ve vücuttaki inflamasyonu kontrol edemez. Bunun sonucunda, vücudun belli bölgelerinde oluşan inflamasyona ağrı ve ateş veya kızarıklık eşlik edebilmektedir.

Akdeniz Ateşi Görülme Sıklığı

FMF; Yahudi, Ermeni, Türk, Arap ve diğer Akdeniz kökenli etnik gruplarda sık görülen bir hastalıktır. Türk Akdeniz Ateşi çalışma grubunun verilerine göre hastalık prevelansına bakıldığında 1/1000 gibi bir oranla karşılaşılmaktadır. Hastalığın taşıyıcılık oranı ise 1/5 gibi yüksek değerde olduğu gösterilmiştir.

Akdeniz Ateşi Hastalığı Nasıl İlerler? Bulguları Nelerdir?

Hastalığın belirli atak dönemleri vardır. Bu atak dönemlerinde kişilerde; yüksek ateş, karında ağrı, göğüste batma hissi, dizlerde ve bileklerde artirit olarak bilinen inflamasyon gözlenmektedir. Bulgular kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilmektedir.

FMF tanısının geç konulması ve tedaviye başlanmaması durumlarında ataklar kronikleşebilir. Kronikleşen ataklar amiloidosiz denilen ciddi bir komplikasyona neden olabilmektedir. Anormal amiloid protein birikimi olan amiloidosiz; çeşitli organlarda hasara yol açabilmekte ve böbreklerde birikim sonucu böbrek yetmezliği oluşturabilmektedir. Tanının erken konulması ve tedaviye biran önce başlanması bu noktada önem arz etmektedir. Hastalığın tedavisinde atak sıklığının azalmasını sağlayan ve amiloidosiz gelişimini önleyen Kolşisin isimli ilaç tedavisi uygulanmaktadır.

Akdeniz Ateşi Hastalığında Beslenme Tedavisi

Bir kez daha söyleyecek olursak, pyrin proteini vücutta inflamasyonu baskılmaktadır. Ancak bu hastalıkta mutasyon pryinin görevini yapmasına engel olmakta ve vücudun bağışıklık sistemi zayıf düşmesiyle birlikte ateş ve iltihabi bazı durumlar oluşmaktadır. Bu bağlama göre düşünüldüğünde, anahtar kelimeler inflamasyon ve bağışıklık sistemi olabilir. Bu hastalıkta bağışıklık sistemini güçlendirecek yeterli ve dengeli bir beslenme yaklaşımı ve uygun fiziksel aktivite, ilaç tedavisine ek destek sağlayabilmektedir.

  • Bağışıklı Sistemini Güçlendir

Vücudun savunma sistemi bağışıklık sistemidir. Yeterli ve dengeli beslenme, güçlü bağışıklık sisteminin temelinde yer almaktadır. Bağışıklık sistemini güçlendirecek besinler düşünüldüğünde; vitamin ve minerallerin, antioksidanların temel kaynağı olan sebze ve meyve grubu ilk akla gelendir. Yalnızca vitamin ve mineralden zengin beslenmek bağışıklık sistemi için yeterli değildir. Bu sistemin güçlü olabilmesi için, yeterli karbonhidrat ve protein tüketimi, esansiyel yağ asitleri alımı da oldukça önemlidir.

Dengeli  beslenmenin bir parçası olan vitamin ve mineraller, bağışıklık sisteminin etkili birer oyuncularıdır. Antioksidan vitamin ailesinin başında C, A ve E vitamini yer almaktadır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, D vitamininin de bağışıklık sisteminde etkin bi rolü olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Ülkemizde D vitamini eksikliği oldukça yaygındır. Buna ek olarak FMF’ye sahip çocuklarda yapılan bir araştırmada; serum D vitamininin, diğer çocuklara nazaran daha düşük olduğu bulunmuştur. Bu araştırma göz önüne alınarak, FMF’li çocuklarda D vitamini takip edilmeli ve D vitamininden zengin olan süt, yoğurt, yumurta, balık, FMF’li hastaların beslenme listesinde yer almalıdır.

Kolşisin tedavisi alan hastalarda üzerinde durulması gereken bir başka vitamin B12’dir.Kolşisin, B12 vitamini eksikliğine neden olabilmektedir. Kolşisin kullanan hastaların B12 replasman kullanma gerekliliği günümüzde net olmayan bir konudur. Bu konu ile ilgili araştırmalar sınırlı olup, ülkemizde yapılan bir araştırmada; düzenli kolşisin kullanan 95 FMF hastasının B12 vitamin düzeyi ölçülmüş ve 90 kişilik kontrol grubuyla kıyaslama yapılmıştır. B12 vitamin eksikliği açısından bireylerin değerlendirildirildiği bu çalışmada, hasta bireylerin %12,6’sında, kontrol grubunda ise %3,3’lük bir eksiklik saptanmıştır. Sonuç olarak, düzenli kolşisin kullanan hastalarda kontrol grubu ile kıyaslanıldığında anlamlı düzeyde fazla kişide B12 vitamin eksikliği saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda uzun süreli düzenli kolşisin alan hastalarda klinik olarak asemptomatik B12 vitamin eksikliği gelişebileceğinden, bu eksikliğin tedavi edilmemesi durumunda vitamin eksikliğine bağlı ciddi sorunlar ortaya çıkabileceğinden, hastaların düzenli aralıklarla B12 düzeylerini ölçtürmesi önerilmektedir.

  • Proteinler

Proteinler, bağışıklık sisteminde görev alan antikorların yapımında önemli rol almaktadır. Glutamin ve arginin, bu yapılarda rol alan önemli aminoasitlerdendir. Bu aminoasitler genel olarak hayvansal besinlerin içerisinde yer almaktadır. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller önemli protein kaynaklarıdır ve yeterli miktarlarda tüketilmelidir.

  • Esansiyel Yağ Asitleri

Esansiyel yağ asitleri grubunda yer alan omega 3 yağ asitleri, kroner kalp hastalığından inflamasyona kadar birçok hastalığın önlenmesinde gerekli olan önemli yağ asitidir. FMF beslenmesinde; balık yağı, ceviz yağı, , avokado yağı, fındık vb. kuruyemişlerin yağları gibi enfeksiyonu önleyen omega 3 yağ asiti bakımından zengin olan bu yağlar diyetlerde yer almalıdır.

  • Stres ve Ağır Fiziksel Aktivite

FMF hastalığında beslenme dışında dikkat edilmesi gereken başka dış faktörler de vardır. Birçok hastalıkta olduğu gibi FMF hastalığında da stres önemli bir tetikleyicidir. Bu konu ile ilgili yapılan bir çalışmada bireylerde stresli etkinliklerin artmasının atak sıklığını arttırdığı belirtilmiştir. Yine aynı çalışmada, ağır fiziksel aktivite ile FMF atakları arasında pozitif ilişki görülmüştür.

Öneriler
  • Taze sebze ve meyveler bolca tüketilmelidir.
  • Protein, yeterli miktarda tüketilmelidir.
  • Beslenmede antiinflamatuar besinlere (balık, ceviz, vb.) yer verilmelidir.
  • Yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan uzak durulmalıdır.
  • Sağlığa zararlı olan şeker, hazır gıdalar, gazlı içecekler ve abur cuburlardan uzak durulmalıdır.
Sonuç olarak;

Stresten olabildiğince uzak bir yaşam, bağışıklık sistemini destekleyecek yeterli ve dengeli bir beslenme ve kararında yapılan fiziksel aktivite, FMF hastalarında kişinin yaşam kalitesini arttıracak, sağlık zincirine bağlı görünmez önemli halkalardır.

Aksoy, P. (2016). Beslenme Ve İlaç Etkileşimi . İstanbul: İstanbul Medikal Sağlık Ve Yayıncılık.

Çağlar, A., Özçelik, G., & Akıncı, N. (2018). Ailevi Akdeniz Ateşi Olan Çocuklarda Genotip-Fenotip İlişkisi. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hast. Dergisi, 144-150.

Gemici, A. (2010). Düzenli Kolşisin Tedavisi Uygulanan Ailevi Akdeniz Ateşi Hastalarında Serum Vitamin B12 Düzeyinin Araştırılması. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, 1-38.

Örün, E., & Yalçınkaya, F. (2003). Türk Tıbbında Ailevi Akdeniz Ateşi Hastalığı Ve Amiloidoz. Türk Nefroloji Diyaliz Ve Transplantasyon Dergisi I Official Journal Of The Turkish Society Of Nephrology, 1-7.

Turhan, T., Doğan, H., Boğdaycioğlu, N., Eyerci, N., Omma, A., Sari, İ., Et Al. (2018). Vitamin D Status, Serum Lipid Concentrations, And Vitamin D Receptor (Vdr) Gene Polymorphisms İn Familial Mediterranean Fever. Of Basıc Medıcal Scıences Of Basıc Medıcal Scıences, 21-28.

Yenokyan, G., & Armenian, H. (2012). Triggers For Attacks İn Familial Mediterranean Fever: Application Of The Case-Crossover Design. American Journal Of Epidemiology, 1054–1061.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yorumlar

avatar
  Abone Ol  
Bildir