Sosyal Medyadaki Beslenme Bilgileri Ne Kadar Doğru? Beslenme Bilgisi Edinirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Beslenmenin sosyal medyadaki yeri nedir? Sosyal medyadaki içerikler doğru bilgi veriyor mu? Bilgi kirliliği nasıl engellenir?

168

Sosyal Medyadan Bilgi Edinme

Günümüzde televizyon, gazete, dergi gibi geleneksel medya kaynaklarının yerini, artık çok daha etkili bir şekilde kullanılan internet ve sosyal medya almıştır. TÜİK’in Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nın 2016 yılı raporunda Türkiye’de sağlıkla ilgili bilgi aramak amacıyla interneti kullanan kişilerin oranı %65,9 olarak bildirilmiştir.

Sosyal medya dünyanın dört bir yanından, her yaştan insanın bilgi edinmesine ve paylaşmasına büyük bir katkı sağlamaktadır. Arama motorları ve sağlık temalı web siteleri önemli bilgi kaynakları olmaya devam etse de sağlık bilgisi arama ve paylaşma konusunda sosyal medya, hem kişisel hem de profesyonel olarak etkileşim kurma yöntemlerinde popülaritesini koruyor. Ancak bu platformlarda yayınlanan sağlık bilgilerinin araştırılma süreci ve yöntemi ile birlikte kalitesi de tartışmaya açık bir konudur.

Sosyal Medyada Beslenme Konulu Paylaşımlar

Pew Araştırma Merkezi’nin yayımladığı rapora göre; 2003 yılında %44’lük oran ile diyet, beslenme, besin destekleri ve vitamin konularının internet üzerinden en çok aratılan üçüncü konu olduğu belirtilmiştir. Beslenme ile ilgili bu araştırma ve bilgi edinme isteği de son yıllarda katlanarak artmıştır. Dolayısıyla beslenme ve beslenmeyi ilgilendiren her türlü etmen de sosyal medyada ilgi gören konuların başında gelmektedir.

  • Beslenme ile ilgili yeterli bilgisi olmayan popüler kişiler ya da ürün deneyimcileri geniş kitlelerle iletişim kurarak yanıltıcı, hatalı ve zarar verme ihtimali olan tavsiyelerde bulunabilmektedir.

Celemin ve Jung; beslenme bilgisine güvenin, yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen dengeli bilgiler ile toplumun genelinin anlayacağı şekilde ve düzeyde iletilmesi yoluyla oluşacağını belirtmişlerdir. Güven ile ilgili en önemli problem kaynaklarından biri de paylaşılan doğru veya yanlış çok fazla bilginin bulunmasıdır. Bunun dışında, erişilen bilginin dilinin fazla bilimsel ya da karmaşık olması, bilginin sürekli güncelleniyor olması gibi sebepler de kişileri etkilemektedir.

Beslenme konusundaki bilgi kirliliği; bilinmeyen besin-ilaç etkileşimi, sağlık çalışanından alınacak eğitimin engellenmesi, milyar dolarlar ile ifade edilen ciddi bir ekonomik zarar, beslenme konusunda alışılagelmiş bilgi kaynaklarına ve bu kaynaklarla birlikte yeni bilimsel gelişmelere duyulan ilgi ve inançta azalma, hatta sağlıklı yaşam tarzı anlayışında sarsılmaya yol açabilmektedir.

Sosyal Paylaşım Platformlarında Yer Alan İçeriklerin Güvenirliğine Yönelik Yapılan Çalışmalar 

  • 2016 yılında Kanada’da yürütülen bir araştırmada; üç sosyal paylaşım platformunda güçlendirilmiş gıdalar, fonksiyonel gıdalar ve takviye gıdalar anahtar kelimeleri aratılarak 1278 sosyal medya içeriğine ulaşılmıştır. Bu içeriklerin %34’ünün ticari firmalar tarafından oluşturulduğu, Facebook ve Twitter’daki içeriklerin %62’sinin yanlış bilgi olduğu, Instagram’daki bilgilerin ise %67’sinin doğruyu yansıttığı belirtilmiştir. Çalışma; sosyal medyadaki doğru olmayan bilgi aktarımı ve yanlış bilgilendirmenin, kişilerin bu tür ürünlerin faydalarını ve risklerini anlamaları konusunda problem oluşturduğu ile sonuçlanmıştır.
  • 2018 yılında yayımlanan bir çalışmada; 9 Facebook sayfası ve bu sayfaların ilişkili olduğu web siteleri incelenmiştir. Bu sayfalarda paylaşılan öneriler çeşitli besinleri içeren 9 kategoride toplanarak, Avustralya Sağlıklı Beslenme Rehberi (AGHE) ile kıyaslanmıştır. Yalnızca iki sayfanın paylaştığı önerilerin her 9 kategoride de AGHE önerileri ile uyumlu olduğu saptanmıştır. Ek olarak çoğu sayfanın kanıta dayanmayan ve AGHE’ de belirtilen önerilere uymayan birçok paylaşımı saptanmıştır.
  • Youtube’da “zayıflama” anahtar kelimesi kullanılarak en çok izlenen ilk 100 zayıflama videosu incelenmiştir. Videolardan yalnızca birinin bir tıp merkezi tarafından yayımlanan profesyonel bir video olduğu, kalan videoların ise tüketicilerin yayımladığı, televizyon veya internet haberinden kesit olduğu ya da reklam olduğu görülmüştür. Tıp merkezinin yayımladığı videonun diğer videolar kadar ilgi görmediği ve daha az görüntülenme sayısına sahip olduğu bildirilmiştir. Çalışmada; halk sağlığı profesyonellerinin, geniş kitlelere ulaşmak ve videoları popüler hale getirmek amacıyla yeni çalışmalarda bulunması gerektiği önerilmiştir.
  • Başka bir çalışmada; Twitter’da aktif birer hesaba sahip sağlıkla ilgili biri kamusal, biri meslek örgütü, biri de sivil toplum örgütü olacak şekilde üç yapının paylaştığı içerikler analiz edilmiştir. Sivil toplum örgütü olarak belirtilen hesabın güvenilir olmayan içerikler paylaştığı saptanmıştır. Çalışma sonunda; denetimden geçmeyen bu bilgilerin kamu sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekilmiştir.
  • Bir başka önemli nokta ise internet üzerinden elde edilen bilgiyi doğrulamak için daha güvenilir kaynaklara ya da bir sağlık uzmanına başvurulmamasıdır. Bir çalışmada; katılımcıların yalnızca %16’sının internet üzerinden edindikleri sağlık/beslenme bilgisini uzmanına danıştığı belirtilmiştir.
  • Günümüzde etkili bir şekilde kullanılan sosyal medyada yer alan beslenme ile ilgili haber ve paylaşımların etkilerini araştırmak amacıyla yapılan bir çalışmada; yaşları 25 ile 65 arasında değişen toplam 350 kadın ve erkek yetişkin bireyin %49.3’ünün sosyal medyada beslenme ile ilgili paylaşım yapan hesapların kaynaklarına her zaman dikkat ettikleri, %30.4’ünün ise kaynak gösterimine dikkat etmedikleri tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin %58.6’sı diyetisyenlerin yaptığı beslenme ile ilgili paylaşımları güvenilir bulurken, bu oran doktorlar için %54.3, yaşadığı deneyimi anlatan kişilere (kilo veren, hastalıkla savaşan, vb.) olan güven için  %16.6, ünlü kişilerin verdiği beslenme tavsiyelerini uygulamaya çalışan kişilerin oranı ise %1.4’tür.

Son zamanlarda, birçok konuda olduğu gibi kişiler, hastalıklardan korunma ve tedavisinde beslenme önerileri konusunda hem geleneksel medya kaynaklarında hem de sosyal medyada yanlış bilgilendirmelerle karşı karşıyadır. Özellikle son aylarda tüm dünyaya yayılan Covid-19 ile ilgili olarak; sarımsak, sirke, kelle paça ya da turşu gibi birçok besinin virüsü öldüreceği ya da ortadan kaldıracağı şeklinde söylemlerin asılsız olduğu unutulmamalıdır. Ancak bu besinlerin doğru kullanımının sağlığı olumlu etkileyeceğini söylemek yanlış olmaz. Ek olarak; hastalıklar ve yaş grupları göz önüne alındığında bu besinlerin tüketimi ile ilgili olarak bir genelleme yapmak da doğru olmayacaktır.

Sosyal medyada yayımlanan kalitesiz bilginin temel sebebi; resmi olmayan ve kontrol edilmeyen bilgi toplama/paylaşma mekanizmasıdır. Klinik yeterliliğini tanımlamamış ya da klinik bir yeterliliği olmayan herhangi bir kişi, yanlış bilgiler içeren içerik yükleyebilmektedir. Sosyal medyada beslenme konusunda diyetisyenlerin güvenilirlikte ilk sırada gelmesi, çalışmaları ve eğitimleri doğrultusunda edindikleri bilgileri paylaşırken ilk dinlenilecek kişi olmaları, güvenilir sağlık profesyonelleri olarak doğru bilgiyi doğru bir şekilde, çarpıtmadan ve objektif olarak aktarma görevi önemli sorumluluk gerektirmektedir.

Basch, C. H., Fung, I. H., Menafro, A., Mo, C., & Yin, J. (2017). An exploratory assessment of weight loss videos on YouTube™. Public health, 151, 31-38.

Rowe, S., & Alexander, N. (2018). Fake science/nutrition news: part 2—trust. Nutrition Today, 53(4), 166-168.

Ramachandran, D., Kite, J., Vassallo, A. J., Chau, J. Y., Partridge, S., Freeman, B., & Gill, T. (2018). Food Trends and Popular Nutrition Advice Online–Implications for Public Health. Online Journal of Public Health Informatics, 10(2).

Li, J., Tang, J., Liu, X., & Ma, L. (2018). How do users adopt health information from social media? The narrative paradigm perspective. Health Information Management Journal, 1-11.

Ayoob, K. T., Duyff, R. L., & Quagliani, D. (2002). Position of the American Dietetic Association: food and nutrition misinformation. Journal of the American Dietetic Association, 102(2), 260-266.

Helm, J., & Jones, R. M. (2016). Practice paper of the Academy of Nutrition and Dietetics: social media and the dietetics practitioner: opportunities, challenges, and best practices. Journal of the Academy of Nutrition and Dietetics, 116(11), 1825-1835

Çobaner, A. A., & Köksoy, S. (2014). Sağlık Alanında Sosyal Medyanın Kullanımı: Twitter’da Sağlık Mesajları. Akademik Konferans Bildirileri, 899-906.

Fassier, P., Chhim, A. S., Andreeva, V. A., Hercberg, S., Latino-Martel, P., Pouchieu, C., & Touvier, M. (2016). Seeking health-and nutrition-related information on the Internet in a large population of French adults: results of the NutriNet-Santé study. British Journal of Nutrition, 115(11), 2039-2046.

Cooper M., Hunter E. (2017) Supplemented Food Products: An Analysis of Social Media Messages. J Nutr Educ Behav. 49(7):S103.

Fernández-Celemín, L., & Jung, A. (2006). What should be the role of the media in nutrition communication?. British Journal of Nutrition, 96(S1), S86-S88.

TÜİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, (2016, 18 Ağustos) Erişim tarihi: 3 Mart 2020.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yorumlar

avatar
  Abone Ol  
Bildir