Kabızlık (Konstipasyon) Nedir? Kabızlığın Geçmesi İçin Nasıl Beslenmelidir?

Kabızlığa Ne İyi Gelir?

0 109

Kabızlık, günümüzde başta batı toplumlarında çok sık görülen ve birçok belirti gösteren bir bozukluktur. Bir hastalık olmamakla beraber, sindirim sistemini etkileyen önemli bir sağlık problemidir.

Kabızlık terimi, doktorlar ve hastalarca oldukça farklı tanımlanmaktadır. Hekimler kabızlığı dışkı sayısında azalma olarak tanımlarken, hastalar ise dışkının dışarı atılmasıyla ilgili yakınmaların hepsini kabızlık olarak tanımlamaktadır. Bu yakınmalar; zorlanma, ıkınma, dışkı sayısında görülen azalma, sert dışkı, yetersiz boşalma, tanımlanmamış boşaltım hissiyatını kapsamaktadır. Bu tanım karmaşasından kurtularak kabızlığın tanısı netleştirmek adına Roma III kriterleri geliştirilmiştir.

Roma III Kriterlerine Göre Kabızlık:

  • Dışkılamanın en az %25’inden fazlasında ıkınma,
  • Dışkılamanın en az %25’inden fazlasında bağırsakların yetersiz boşalması,
  • Dışkılamanın en az %25’inden fazlasında sert dışkılama,
  • En az %25’inde anorektal tıkanıklık hissiyatının görülmesi,
  • En az %25’inde el yardımıyla kolaylık sağlamak,
  • Haftada 3’ten daha az dışkılamak.

Roma III kriterlerindeki maddelerden 2 ya da daha fazlasının, 1 yıl süresince, 3 aydan daha uzun sürede görülmesi kabızlık olarak tanımlanır. Kabızlık şikayetine kadınlarda, yaşlılarda ve siyahi bireylerde daha fazla rastlanmaktadır. Fiziksel aktivite yetersizliği, ekonomik durumun kötü olması, eğitim düzeyinde düşüklük, depresyon, cinsel istismara maruz kalmak, morfin tipi ilaçlar, hatalı diyet uygulamaları, anoreksiya nevroza, düşük posa içerikli beslenme ve yetersiz sıvı alımı kabızlıkla ilgili risk faktörleridir. Hamilelik döneminde de karşılaşılan problemler arasındadır.

Kabızlık Çeşitleri

Kabızlık, düzensiz bağırsak sendromuyla birlikte görülen normal geçişli kabızlık ve yavaş geçişli kabızlık olarak ikiye ayrılır:

  • Normal Geçişli Kabızlık

Kabızlık vakalarının %59’unun görüldüğü gruptur. Karında gözlemlenen huzursuzluk ile kendini belli eder. Hastaların büyük bir kısmında kabızlığın yanı sıra psikolojik problemler de mevcuttur. Bağırsak hareketleri ve dışkının normal olmasına karşın hastalar kendilerinin kabız olduğunu düşünür. Bazen buna dışkının dışarı atılmasındaki bozukluklar eklenebilir. Bu hastalar posa açısından zengin diyete ve laksatiflere (yumuşatıcı, bağırsağın atım işlemini hızlandıran maddeler) yanıt verir.

  • Yavaş Geçişli Kabızlık

Hastaların %13-15’inde görülür. Çoğunlukla ergenlik çağındaki genç kadınlarda gözlemlenir. Bağırsağın motor aktivesi değişken olup, yiyeceklerden, uykudan, fiziksel ve psikolojik stresten etkilenmektedir. Kabızlığın bu tipinde, kültürel beslenme farklılıklarının ve lif alımının etkili olsa da, ilerleyen evrelerinde lifli besinlerle yapılan tedaviye yanıt alınamamaktadır.

Yenidoğan ve Bebeklerde Kabızlık

Yaşamının ilk birkaç haftasında anne sütüyle beslenip kilo almayan bebeklerdeki seyrek dışkılama, yetersiz süt alımıyla ilgilidir. Anne sütü veya mamadan inek sütüne yapılan geçiş, ağrılı ve zor dışkılama ile kabızlığa yol açabilir. Bebeklerde ateşli hastalıklar ve sıvı kaybı sert dışkıya neden olarak karın ağrısı, anoreksiya ve uyuşukluğa yol açabilir.

Okul Çağı Çocuklarında Kabızlık

Bağırsak sorunları sıklıkla okul hayatıyla başlar ve kötüleşir. Daha telaşlı günlük program, okul tuvaletlerindeki mahremiyet eksikliği; dışkı tutmaya ve dışkının sertleşmesine neden olur.

Çocuklarda kabızlık durumunda aşağıdaki maddelere dikkat edilmesi oldukça faydalıdır.

  • Sabah rutinlerinde 20 dakika erken kalkıp çocuğa telaşsız bir kahvaltı ve tuvalet zamanı sağlanmalı,
  • Lif bakımından zengin bir diyet aşılanmalı,
  • Taze meyve ve sebze, kuru meyve, tam tahıllı gevrekler ve ekmekler, işlenmemiş buğday tohumu ve kepekli besinler tavsiye edilmelidir.

Çocukların, hem lif açısından zengin beslenmesi hem de sevdiği besini tüketmeleri açısından, az yağlı veya yağsız patlamış mısır iyi bir seçenektir.

  • Çocukluk çağı kabızlığında lif kullanımının tedaviye etkisi için yapılan bir çalışmada; lif alımıyla bağırsak hareket sıklığı, dışkı kıvamı, karın ağrısı ve tedavinin başarısı arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı gösterilmiştir. Bugün mevcut literatüre göre yeterli lif alımı sadece fonksiyonel kabızlık için tavsiye edilmelidir.

Fonksiyonel kabızlık dünya çapında yaygın bir sorundur. Pediatrik gastroenteroloji kliniğinde en yaygın şikayetler arasındadır. Tedavisi ise; lavman, laksatifler ve davranışsal müdahaleyi içerir. Düşük diyet lifi tüketimi fonksiyonel kabızlık için risk faktörüdür. Tedavide artan diyet lifi ile dengeli bir diyet uygulanmalıdır. Diyet lifi, su içeriğinin artmasını sağlayarak, gastrointestinal geçiş süresini etkilemektedir. Bakteriyel çoğalmayla dışkının daha yumuşak ve daha sık oluşmasını sağlar.

Yeşil muz, yüksek diyet lifi içeriği ile bilinmektedir. İçeriğindeki sindirilemeyen ve emilemeyen amilaz dirençli nişasta sayesinde, bağırsakta kısa zincirli yağ asitlerinin kolonik üretimini uyararak kabızlık tedavisinde oldukça fayda sağlar. Yapılan çalışmalar, yeşil muz biokütlesinin fonksiyonel kabızlık tedavisinde laksatife olan ihtiyacı azaltmada etkili olduğu göstermiştir.

Akut ve Kronik Kabızlık

Akut kabızlık, genellikle diyet değişikliklerine iyi yanıt verir. Kuru erik, kayısı ve kuş üzümü tedavisinde yardımcı olur.

Kronik kabızlık ise uzun dönemli bir tedavi yaklaşımı gerektirir. Diyetin lif içeriği meyve, sebze, kepek ve yağsız patlamış mısır alımı yoluyla arttırılıp, tedavi edilebilir. Şiddetli kabızlığı olan çocukların patlamış mısır ile başarıyla tedavi edildiği görülmüştür.

Kabızlığın Tedavisinde Beslenmenin Önemi

Sağlıklı bir yaşam için diyetin ihtiyaç duyulan enerji, besin öğeleri ve posayı karşılaması gerekir. USDA Beslenme Piramidi Rehberi’nde yetişkinler için günlük olarak 5-9 porsiyon meyve-sebze ve 6-11 porsiyon tahıl tüketimi tavsiye edilmektedir. Kabızlık tedavisinde hastaya tahıl, kepekli ekmek ve kurubaklagiller gibi yüksek posa içeriğine sahip besinlerin tüketimi önerilir. Günde en az 5 porsiyon olacak şekilde meyve ve sebze tüketilmelidir. Kişinin posa alımına bağlı olarak günlük posa alımına 10 gramdan başlayıp yavaş yavaş 25-30 grama çıkılması tavsiye edilir. Bunun nedeni, posadaki birden görülen artışın ağrı, gaz krampları, şişkinlik ve diyareye sebep olabilmesidir. Posanın farklı besin gruplarından karşılanması oldukça önemlidir. Günlük en az 1500-2000 ml su içmesi tavsiye edilir.

Posanın Diyet Kaynakları:

Cassettari, V. M., Machado, N. C., Lourenção, P. L., Carvalho, M. A., & Ortolan, E. V. (2017). Combinations of laxatives and green banana biomass on the treatment of functional constipation in children and adolescents:a randomized study. Journal de Pediatria.

Ebelt, V. J. (1992). Constipation in Childhood. Canadian Family Physician, 38, 2167-2174.

İnce, M., & Remzi, F. H. (2011). Kronik Kabızlık ve Diyet. TAF Preventive Medicine Bulletin, 10(1), 71-76.

Mello, P. P., Eifer, D. A., & Mello, E. D. (2018). Use of fibers in childhood constipation treatment: systematic review with meta-analysis. Journal de Pediatria, 94(5), 460-470.

Türkay, Ö. S. (2016). Konstipation ve Diyet. Güncel Gastroenteroloji, 234-239.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.