Bulimia Nervoza Nedir? Belirtileri Nelerdir? Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Bulimia Nervoza Oluşma Sebepleri Nelerdir?

1 167

Bireylerin yaşam kalitesini düşürerek, çeşitli tıbbi ve psikososyal problemlere yol açan yeme bozukluklarının seyri genellikle öngörülebilmektedir. Bu bozukluklara sahip bireyler, genellikle tedaviye olumlu yanıt vermektedir.

DSM IV’e* göre, çoğu zaman psikiyatrik problemlerle birlikte görülen bu bozukluklar, bazen tek başına da ortaya çıkabilmektedir. Çoğunlukla ergen kızlarda görülen yeme bozuklukları, tedavi edildiği takdirde, klinik sonuçlar düzelebilmektedir. Genellikle hastalığın getirdiği tehlikeleri kabul etmeyen ve tedavi konusunda kararsız olan yeme bozukluğu hastalarının tedavisi zordur.

  • Sona ermediği halde, tek taraflı olarak tedaviyi bırakan hasta sayısı son 16 yılda iki katına çıkmıştır. Yapılan araştırmalara göre; anoreksiya nevroza yeme bozukluğuna sahip bireylerin %50’si tedaviyi yarıda bırakırken, bulimik hastalarda bu oran %15’e ulaşmıştır.

Bulimia nervoza; birçok olumsuz sağlık sorunuyla sonuçlanan, sıklıkla tıkanırcasına yeme ve çıkarma ile karakterize bir yeme bozukluğudur. İngiliz psikiyatrist Gerald Russell tarafından; aşırı yedikten sonra, kendi isteğiyle kusma, laksatif veya uzun süreli açlık gibi kompansasyon* mekanizmalarını kullanan hastaların “anoreksiya nervozanın kronik fazı” olarak adlandırılmasıyla tanımlanmıştır.

  • Komorbid* psikiyatrik durumları önlemek için kilo alımını engelleyen bulimia hastaları, ölüm ve hastalık oranı bakımından ciddi bir risk altındadır.
Bulimia Nervoza Çeşitleri

Çıkartma olan ve çıkartma olmayan tip olmak üzere 2 tipi bulunmaktadır. İsteyerek istifra etme veya müshil, diüretik ve lavmanların yanlış kullanımı, çıkartma olan tipteki bulimia nöbetlerinde görülmektedir. Çıkartma olmayan bulimia tipinde; oruç tutma ve aşırı egzersiz gibi uygunsuz davranışlar görülse de, kusma, laksatif, diüretik veya lavmanları yanlış kullanma gibi davranışlar bulunmamaktadır.

Bulimia Nervoza’da Görülen Problemler

Sürekli yeme nöbetleri geçiren hastalarda; yeme nöbetleriyle birlikte, bazen aşırı miktarda yeme veya yeme dürtüsü denetiminin yetersizliği meydana gelmektedir.

Kilo alımını önlemek isteyen bulimia nervoza hastaları; kusma, laksatif ve diüretik kullanma, uygunsuz diyet ve gereğinden fazla egzersiz gibi yanlış davranışlarda bulunmaktadır. Genellikle 3 ay boyunca süren bu uygunsuz davranışlar ve tıkanırcasına yeme, bir hafta içerisinde iki kez görülmektedir.

Yeme atakları sırasında duygu durumu bozulan ve suçlu, utanmış, öfkeli hisseden hastalar, atak sonrasında ise üzgün, halsiz, miskin ve sıkıntılı hissetmektedir. Yeme atakları artan hastalar, bir süre sonra yiyecek seçimini azaltmakta ve olağandışı yiyecekler tüketmeye başlamaktadır. Ağır abdominal* rahatsızlıkların meydana geldiği yeme atakları, genellikle kusma veya uyuma ile sona ermektedir.

Çinko açısından fakir, karbonhidrat açısından zengin beslenmekle birlikte; kusma, laksatiflerin uygunsuz kullanımı, diyare* ve dolaşımdaki bozukluklar, çinko eksikliğine neden olan etmenlerdir. Bu nedenle, iştahın düzenlenmesinde görevli olan çinko metalinin eksikliğine, bulimik hastalarda anoreksiya nervozalı hastalara oranla daha yaygın rastlanmaktadır.

  • Parotis bezindeki benign* büyümenin sık görüldüğü bulimia hastalarında, ciddi özefagus ve mide hasarları görülebilmektedir. Çok fazla yiyecek tüketen bulimia hastalarında, bazen özefagus ve mide yırtılması dahi görülebilmektedir.
Bulimia Nervoza Hastalığının Oluşma Sebepleri Nelerdir?

Çoklu nörobiyolojik* duyarlılıkla ilişkili yeme bozukluklarından bulimianın oluşmasında, santral serotonin sistemindeki bozuklukların rol oynadığı ortaya çıkarılmıştır. Tokluk merkezini etkileyen serotonin, yeme davranışlarını inhibe* edici bir etki göstermektedir. Depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk ve anksiyete bozukluklarında etkili olan serotonerjik sistem, bu özelliğiyle bulimia ile ilişkili bulunmuştur.

  • Yapılan araştırmalar sonucunda; anoreksiya ve bulimiada, genetik yatkınlığın %50-%80 oranında etkili olduğu bulunmuştur.
  • Yapılan araştırmalar sonucunda; bulimiada serotonerjik salınımının azaldığını ortaya çıkaran veriler elde edilmiştir. Pankreasın ekzokrin* salgısını uyardığı bilinen polipeptit yapıdaki kolesistokinin, yavaş yavaş intravenöz* yolla verildiği taktirde yiyecek alımını azalttığı ortaya çıkarılmıştır.
  • 14 bulimik hasta üzerinde yapılan bir çalışmada; postprandiyal* plazma zirve kolesistokinin seviyesinin, bulimik hastalarda kontrol deneklerine göre daha az olduğu saptanmıştır. Sistemik dolaşımda kolesistokinin seviyesinin düşük olması, bulimiklerde tokluk sinyallerinin hipotalamusa gönderilememesine ve tokluk yanıtının oluşamamasına neden olabilmektedir.

Çok faktörlü olan bu hastalığı etkileyen biyolojik etmenlerin yanında, psikososyal ve çevresel etmenler de rol oynamaktadır.

  • Bulimia nervoza için bazı tetikleyici etmenler; diyet, ailede bulunan obezite, çocukluk çağı obezitesi, alkolizm, aileyle yaşanan uyumsuzluk ve eleştirilere karşı hassasiyettir.
Bulimia Nervoza Beslenme Tedavisi

Farmakoterapi, beslenme tedavisi, psikodinamik terapiler, bilişsel davranışçı terapiler, motivasyonel terapiler, kişilerarası terapiler ve aile terapisi, yeme bozukluklarının tedavisinde kullanılan yöntemlerdir.

  • Beslenme danışmanlığı, yeme bozukluğunun tedavi sürecinde çok önemli bir basamaktır.

Kademe kademe ilerleyen beslenme tedavisinde, öncelikle hasta medikal* ve beslenme açısından değerlendirilip takip edilmekte, daha sonra beslenme rehabilitasyonuna başlanmaktadır. Beslenme rehabilitasyonunda; hedef kilo belirlenmekte, yemek planı düzenlenmekte, davranış takibi yapılmakta ve hastaya beslenme eğitimi verilmektedir.

  • Kilosu normal sınırlar içerisinde olan bulimia hastaları ayaktan tedavi edilmektedir. Ayaktan tedavinin faydalı olmadığı durumlarda; ciddi zayıflamaya sebep olan bulguların varlığında, uygunsuz madde kullanımı ve duygu durum bozukluğu gibi durumlarda, hasta hastaneye yatırılabilmektedir.

Yeme bozukluğu olan hastalarda diyet önerileri, mevcut enerji ihtiyaçlarını karşılayan bir kalori düzeyini içermektedir. Anoreksiya nervozada, hasta için tolere edilebilen enerji seviyesinde küçük dereceli artışlar yapılabilmektedir. Bulimik hastalar için tavsiye edilen enerji seviyesi tedavi süresince sabit olabilmektedir.

  • Her iki bozukluk için uygulanan diyet planının, bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurması esastır.

Beslenmede ilk değerlendirme; hastanın bireysel durumunu, bilgi tabanını, motivasyonunu ve mevcut yeme-davranış durumunu değerlendirmeyi içermektedir. Ardından diyetisyen tarafından beslenme tedavisi planı oluşturulmakta ve tedavi planındaki hedeflere ulaşma konusunda diyetisyen tarafından hasta desteklenmektedir. Güvenli bir kilo aralığı oluşturulmasına destek olan diyetisyen, yiyecek seçimi konusunda da yardımcı olmaktadır.

  • Bulimia nervoza için başlıca tedavi hedefi, tıkınırcasına yeme ve çıkarma davranışını azaltmak veya ortadan kaldırmaktır.

Her gün üç öğün ve uygun atıştırmalıklarla normal yeme davranışının geliştirilmesi, kaotik* yeme davranışının kırılmasında oldukça önemlidir. Alımı artırmak için; küçük ve sık öğünler sağlanmalı, intolerans* durumunda başlangıçta yağ alımı sınırlanmalı, sıvı tutulumu sorunu varsa sodyum alımı sınırlanmalı, uyarıcı ve idrar söktürücü olan kafeinden kaçınılmalıdır.

  • Hastanın iyileşme süresi; hastaya, psikoterapideki ilerleyişine ve diyetisyenin dinleme, gıda sorunlarını ayırt etme ve uygun geri besleme ile diyet önerileri sunmasına bağlıdır.

DSM: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders
Kompansasyon: Engellenen ve doyurulmayan dilek, istek ve davranışların yarattığı tedirginliği, onların yerine geçebilecek başka dilek, istek ve davranışlarla giderme.
Komorbid: Eşlik eden bozukluk.
Mortalite: Ölüm.
Morbidite: Hasta olma oranı.
Abdominal: Karınla ilgili, karna ait.
Diyare: İshal.
Benign: İyicil.
Nörobiyolojik: Beynin ve sinir sisteminin gelişmesi, morfolojisi, fizyolojisi ve biyokimyasının incelenmesi ile ilgili.
İnhibe: Azaltıcı, baskılayıcı, engelleyici.
Ekzokrin: Dış salgı.
İntravenöz: Toplardamar içi
Postprandiyal: Tokluk.
Medikal: Tıbbi.
İntolerans: Hoşgörüsüzlük, dayanamama.
Kaotik: Kargaşa içinde olan.

Ergüney, F. E. (2012). Yeme Bozukluğu Hastalarında Tedavi Motivasyonu, Beden İmgesi Ve Depresyonun Değerlendirilmesi. İstanbul.

Bayraktar, E., & Alper, Y. (1991). Bulimia Nervosa. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 34-38.

Bohon, C., & Stice, E. (2012). Negative affect and neural response to palatable food intake in bulimia nervosa. Appetite, 964–970.

Castillo, M., & Weiselberg, E. (2017). Bulimia Nervosa/PurgingDisorder. Curr Probl Pediatr Adolesc Health Care, 85-94.

Kratina, K., & Albers, M. (2015). Nutrition for Eating Disorders. Manual of Medical Nutrition Therapy 2015 Edition. Lauri Wright.

Öyekçin, D. G., & Şahin, E. M. (2011). Yeme Bozukluklarına Yaklaşım. Türkiye Aile Hekimliği Dergisi, 29-35.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

1 yorum
  1. Hüseyin

    Teşekkürler

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.