Duygusal Açlık ve Duygusal Yeme Davranışı

790

Duygusal açlık, kimi duygu durumlarına tepki olarak meydana gelen açlık olarak tanımlanır. Bireyin öğün zamanının gelmesiyle veya kazınma hissi yaşamasıyla değil, sadece duyguları sebebiyle ortaya çıkan bir durumdur. Aniden başlar ve fiziksel açlıkta yaşanan belirtileri göstermez. Kişi, bulduğu her yiyeceği tüketme eğiliminde olup, çoğunlukla enerji değeri yüksek olan yağlı besinlere yönelir. Oysa ki fiziksel açlık, midede kazınmayı, kan şekeri düşüklüğünü beraberinde getirir ve belli miktarda besinden sonra doygunluğa ulaşılır.

Normal şartlarda depresyon, kızgınlık, anksiyete gibi duygular yeme davranışının azalmasına sebep olurken, duygusal yeme davranışı görülen bireylerde, aşırı yeme durumu ortaya çıkmaktadır. Sıkıntılı zamanlarda fazla miktarda glikoz ve sukrozdan zengin, yağ bakımından yüksek besinlerin tüketilmesi, birtakım araştırmalar sonucunda dopamin yetersizliğine bağlanmıştır. Kişi, mutlu hissetmek adına bu yetersizliği besin tüketimiyle gidermektedir. Çünkü, yüksek miktarda yağ içeren besinler, beyinde bulunan “ödül sistemi” olarak adlandırılan, dopamin ve opioid salgısını arttıran bir sistemi harekete geçirmektedir. Bu yeme davranışı anlık bir çözüm olsa da, devamında sıkıntılar oluşturur. Kişi kendini suçlu ve halsiz hisseder, kısa bir süre içinde fiziksel özellikleri hakkında olumsuz düşüncelere kapılır.

Duygusal Açlığı Hissetmeye Neden Olan Durumlar

Duygusal açlığı ortaya çıkaran negatif durumlar arasında; üzüntü, hayal kırıklığı, öfke, günlük sıkıntılar, cesaretin kırılması, ego tehditleri, depresyon, stres gibi pek çok etken bulunmaktadır. Bu durumları ortadan kaldırmak için, duygusal yeme davranışına yönelim olmaktadır. Bir diğer önemli etken de, bireyin duygularını ifade etmede ve algılamada yaşadığı sıkıntılar sonucunda aşırı yeme davranışı görülmektedir.

  • Negatif duygular ve fazla besin tüketimi arasındaki ilişkiye yönelik yapılan bir araştırmada; üzgün ruh hallerinin, besin tüketimine mutluluktan daha fazla etkisi olduğu bulunmuştur. Ancak bu bulgunun, normal vücut ağırlığındaki sağlıklı kişilerde geçerli olmadığına ulaşılmıştır. Çünkü, anket çalışmalarında sağlıklı kişilerde besin tüketimini olumlu duyguların etkilemekte olduğu, negatif duygu durumlarının ise, tüketimi azaltıcı etkide bulunduğu görülmüştür.
Yeme Davranışını Etkileyen Faktörler

Hormonlar, nörotransmitterler, homeostazı oluşturan yolaklar ve hedonik sistemler, yeme davranışının temelinde bulunan etkenlerdir. Aynı zamanda, homeostatik ve hedonik olmak üzere, iki sistemin yönetici etkisi bulunmuştur. Bir diğer bulgu da; besin tüketiminin yalnızca homeostatik sistemler aracılığıyla yönetilmesi durumunda ideal ağırlıkta bulunulacağıdır. Çünkü, hedonik yeme durumu, bireyin damak zevkine uygun nitelikte olan lezzetli yiyecekleri, karşı koyamayacak şekilde fazla tüketmesidir.

Duygusal Yeme Davranışını Ölçmeye Yönelik Anketlerin Sonuçları

Çeşitli anket sonuçları, normal bireylerde gıdanın hedonik niteliğini artıran etkenin, pozitif duygular olduğuna yöneliktir. Aynı zamanda duygusal açlığın, duygunun değeriyle de ilişkili olduğu, sadece uyarılma sayesinde oluşmadığı da bulgular arasındadır. Yeme bozukluklarında, olumlu ve olumsuz duygusal tepkiler etkilidir.

Negatif duygu durumlarını esas alarak gerçekleştirilen anketler bulunmaktadır. “Hollanda Yeme Davranışı” ve “Duygusal Yeme Ölçeği” adlı anketler sonucunda, normal beslenme alışkanlığı taşıyan katılımcılara oranla, fazla kiloya sahip katılımcıların olumsuz duyguya tepki olarak, besine yöneliminin daha fazla olduğu bulunmuştur. Anketlerde, kaygı ve can sıkıntısının duygusal yeme davranışını tetiklediğine dair sonuçlar elde edilmiştir.

Katılımcılara duygu durum manipülasyonunun yapıldığı deneysel çalışmalar da mevcuttur. Bu yöntemle, gıdaya olan yönelimler incelenmiştir. Örneğin, katılımcıların stres altında bırakıldığı bir çalışmada, duygusal yemeye yönelenlerin, diğerlerine kıyasla tatlı ve yağlı yiyecekleri daha fazla tercih ettiği görülmüştür.

Stresin besin yönelimine etkisi, düzenli beslenme alışkanlığı olmayan gençlerle yapılan bir diğer çalışmada kanıtlanmıştır. Bulgular, stresin bireydeki açlık-tokluk sinyallerine oluşturulan cevabı azalttığı yönündedir.

  • Duygusal yemenin temeliyle ilgili teorilere göre; kısıtlayıcı beslenen bireyler, diğerlerine göre stres durumunda hiperfajiye (aşırı yeme) daha yatkındır.
Duygusal Yeme Davranışına Yönelik Teoriler
  • Aşırı yeme davranışının, açlığa olan farkındalıkla ilgisi olduğunu öngören psikosomatik teoriye göre, kişi açlığını ve tokluğunu algılayamamaktadır. Obez bireylerin açlık ve anksiyeteye olan düşük farkındalığı sebebiyle, anksiyeteyi azaltmaya yönelik yediklerine dair yaklaşımlar bulunmaktadır.
  • Normal ağırlığa sahip olup kısıtlayıcı besin tüketimine yönelen kişilerin de otokontrollerini kaybedip, aşırı yeme ataklarıyla karşı karşıya kaldığı da savunulan teoriler arasındadır.
  • Kaçış teorisi olarak adlandırılan yaklaşıma göre, duygusal yeme davranışı, olumsuz düşünce yaratan durumlardan kaçış mekanizması olarak görülmektedir.
  • Duygusal yemenin altında yatan ruh halinin kontrolü adına, besinin bağımlılık etkisi ve hedonik etki olmak üzere iki yaklaşım vardır. Depresyon ve proteinyağ asidi tüketimi arasındaki bağlantı üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, duygu durum ve karbonhidrat alım miktarı arasındaki ilişkinin önemli rol oynadığı görülmüştür. Karbonhidrattan zengin deneysel diyetler, proteinden zengin diyetlerden daha iyi bir duygu durum sağlamıştır. Bu etkiyi “Wurtman Hipotezi” açıklamaktadır. Bu hipoteze göre; triptofan bileşeninin artışı sebebiyle, serotonin hormonu kan-beyin bariyerini geçerek, iyi bir ruh haline neden olur. Bu durum, negatif duygu durumlarında neden karbonhidrattan zengin ve enerjisi yüksek yiyeceklere yönelim olduğunu açıklar.

Bast, E., & Berry, E. (2014). Laugh Away the Fat? Therapeutic Humor in the Control of Stress-induced Emotional Eating. Rambam Maimonides Medical Journal, 3-4.

Bongers, P., & Jansen, A. (2016). Emotional Eating Is Not What You Think It Is and Emotional Eating Scales Do Not Measure What You Think They Measure. Frontiers in Psychology, 1-3.

Denke, G., Rawls, E., & Lamm, C. (2018). Attentional Conflict Moderates the Association Between Anxiety and Emotional Eating Behavior: An ERP Study. Frontiers In Human Neuroscience, 1.

Nolan, Laurence J.; Halperin, Lindsay B.; Geliebter, Allan;. (2010). Emotional Appetite Questionnaire. Construct validity and. National Institutes Of Health, s. 1-2.

Racine, S., Hebert, K., & Benning, S. (2017). Emotional Reactivity and Appraisal of Food in Relation to Eating Disorder Cognitions and Behaviours: Evidence to Support the Motivational Conflict Hypothesis. European Eating Disorders Review, 26(1), 3-4.

Schneider, K., Panza, E., Appelhans, B., Whited, M., Oleski, J., & Pagoto, S. (2012). The Emotional Eating Scale: Can a self-report measure predict observed emotional eating? National Institutes of Health, s. 6.

Serin, Y., & Şanlıer, N. (2018). Duygusal yeme, besin alımını etkileyen faktörler ve temel hemşirelik yaklaşımları. Psikiyatri Dergisi Hemşireliği, 135-137.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum