Mide Ülseri Nedir? Belirtileri Nelerdir? Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

0 125

Midede bulunan asit ve mide salgıları, maruz kalınan çevresel etkenlere bağlı olarak artarsa, midede ekşime, yanma gibi etkiler görülür. Bu durum, günlük hayatta çoğu kişinin başına gelmektedir. Ancak, aşırı durum gözlenirse gastrit, ülser ve mide kanserine bile neden olabilir.

Peptik Ülser Hastalığı Nedir? Semptomları Nelerdir?

Peptik ülser, terim olarak; mideyi sarmakta olan mukoza tabakasından başlayıp, en derin tabaka olan muskularis tabakasına kadar ilerlemesiyle oluşan doku hasarı ve doku kaybını ifade etmektedir.

Sindirim kanalında geliştiği bölgeye göre isim almaktadır:

  • Gastrik ülser (midede),
  • Özofegal ülser (özofagusta) ve
  • Duedenal ülser (duedonumda) olmak üzere üç tipi vardır.
  • En yaygın olanları ise mide ve duedonumda görülen ülserdir.

Peptik ülser hastalığının en önemli semptomlarından biri olan ağrı, geceleri kişiyi uykusundan uyandıracak kadar şiddetli, kıvrandırıcı olabilmektedir. Öğün aralarında fazla aç kalındığı zaman midede ekşime, bulantı-kusma görülmekte olup, şişlik ve aşırı gaz da semptomlar arasında yer almaktadır. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak kişi günlük aktivitelerini yerine getirememe durumuna gelebillir.

Hastalık Etkenleri Nelerdir?

NSAİD ilaçları, sigara, alkol bağımlılığı ve patojen bakteri olan Helicobacter Pylori, hastalığın temelini oluşturmaktadır. Aşırı alkol ve sigara tüketimi midedeki asit salgılanmasını arttırarak, mukus ve fazla asiti nötralize eden bikarbonat salgısını azaltır. Hastalık etkenlerinin vücut sistemine girişini önleyen mukusun azalması, midede H. pylori enfeksiyonu oluşumuna fırsat verir.

Genellikle ağrı dindirici ve iltihap önleyici olarak kullanılan NSAİD ilaçları, mideye doğrudan etki yapabilmektedir. Aspirin, ibufren, naproksen ve etodolak gibi NSAİD grubu ilaçlar, mide mukozasında hasar oluşturup, midede kanamaya ve H. pylori bakterisinin girişine ve enfeksiyonuna kolaylık sağlayabilir.

  • Helicobakter pylori, mide-bağırsak kanalına yerleştiğinde yıllarca yaşamını sürdürebilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, bir numaralı kanserojen ilan edilen bu patojen bakteri, enfekte olduğu kişilerde ülsere sebep olmaktadır.

Beslenme düzeni ve günlük hayatta tüketilen gıdalar da mide salgılarının dengesini bozabilmektedir. Hasta bireylerin yeme şekline bakıldığında, 1-2 öğün şeklinde hızlı yemek yedikleri görülmüştür. Tuz ve acı baharatların aşırı tüketimi, midede pepsin salgısını arttırıp, mukozada ödeme ve harabiyete neden olmaktadır.

Ağır iş koşullarında çalışmak, sosyoekonomik durumların yetersiz olması ve birçok probleme bağlı oluşabilen stres, mide fonksiyonlarını bozarak ülsere yakalanma riskini arttırmaktadır.

  • Sonuç olarak, ülser hastalığı; tek bir nedene bağlı olmayıp, birçok nedenin sonucunda oluşabilecek multifaktöriyel bir hastalıktır.
Ülser Hastalığının Tedavisi ve Beslenme Durumu

İlaç tedavisinin yanında, mide-bağırsak mukozasındaki ağrıları azaltmak ve iyileşme sürecini kısaltmak için diyet tedavisi de önemlidir.

  • Çalışmalar, C vitamininin H.pylori bakterisinin yok edilmesinde olumlu sonuçlar gösterdiğini bildirmiştir.

Lif ve probiyotikler, peptik ülser tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin yan etkilerini azaltmakla birlikte, tedavi süresini kısaltmaya da yardımcı olmaktadır. Lifler, tampon görevi görerek, mide asitinin yoğunluğunu ve bağırsağa geçişini düzenler. Bu sayede karın şişliği ve gastrointestinal sistemdeki ağrı azalır. Probiyotikler ise, bağırsak mukozasını canlı tutan ve bağırsak florasını oluşturan mikroorganizmalardır.

  • Yapılan bir çalışmada; 6 hafta boyunca, günde 2 kez probiyotik içeren yoğurdun düzenli olarak tüketilmesiyle, H.pylori enfeksiyonunun baskılandığı görülmüştür.
  • Uzun süreli tedavide kullanılan antiasit ilaçları ve H.pylori, mikrobesin eksikliğine neden olmaktadır.

Demir minerali: H.pylori, gelişimi ve çoğalması için demire ihtiyaç duyduğundan, enfeksiyon görülen hastalarda demir anemisi gelişebilir. Antiasit ilaçlar da bu duruma sebep olduğundan, demir eksikliğini önlemek için demirin yoğun bulunduğu gıdalara ağırlık verilmelidir. C vitamin ile birlikte alımı, demir emilimini arttırmaktadır.

Folik Asit: Antiasitler, bağırsak kanalının asiditesini alkali duruma çevirmekte olup, folik asitin emilimini bozmaktadır.

B12 vitamini: Peptik ülseri olan hastaların çoğunda B12 vitamini eksikliği görülmektedir. Enfeksiyon ve ilaçların etkisiyle B12 vitamininin biyoyararlanımı azalmaktadır. Hastalarda B12 vitamin eksikliği giderilmemesi, birçok nörolojik değişiklikle sonuçlanabilmektedir.

  • Genetik olarak geçişli olabileceği saptanan ve oldukça yaygın olan peptik ülser hastalığının, görülme sıklığı yaş ilerledikçe artmaktadır. Ülser hastaları sadece antibiyotik tedavisine yönelmemelidir. Hastalık görülmeden veya hastalık sürecinde ve sonrasında yaşam kalitesinin büyük bir yeri vardır. Kişinin hayattan doyum alması, dengeli ve düzenli beslenme biçimine, uyku düzenine dikkat etmesi ve stresten uzak olmayı alışkanlık haline getirmesi gerekmektedir.

Antiasitler: Gastrit, reflü, ülser gibi mide rahatsızlıklarında kullanılan yüksek asit salgısını nötralize eden ilaçlardır.

Overmier, J., & Murison, R. (2013). Restoring Psychology’s Role in Peptic Ulcer. APPLIED PSYCHOLOGY: HEALTH AND WELL-BEING, 5-27.

Sever, D. (2008, Eylül). Peptik Ülser Tanısı Alan Bireylerin Yaşam Kalitesinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü.

VOMERO, N. D., & COLPO, E. (2014, 05 23). Nutritional Care İn Peptic Ulcer. Nutrition Course of Franciscan University, s. 298-302.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.