Sofralarımıza Renk, Bedenlerimize Sağlık: Semizotu

0 83

Bu başlığı okuyan değerli okuyucularımıza öncelikle söylemek istediğim; sizlerin sağlığını her şeyden önde tutan beslenme uzmanları olarak, her fırsatta dile getirdiğimiz “hiçbir besin mucizevî değildir“ cümlesini hatırlatarak yazıma başlamak istiyorum. Besinlerden tek başına mucizevîymiş gibi bir etki beklemek yanlış bir davranıştır, beslenme her yönüyle bir bütündür. Eğer hastalık seyrindeyseniz önceliğiniz doktorunuzun uygulayacağı tıbbi tedavi olmalıdır. Ve bu tedavi esnasında, sağlığımızın temelini oluşturan sağlıklı beslenme tutumunu da yaşamımızdan eksik etmemeliyiz. Beslenme bir bilimdir ve en az tıbbi tedavi kadar önem arz etmektedir.

  • Sebzeler arasından seçtiğimiz, semizotunu birlikte incelemeye ne dersiniz?

Semizotu, kök ve yaprakları ile birlikte beslenmemizde sıklıkla yer verdiğimiz bir sebzedir. Çeşitli yemeklerinin pişirilmesi, salatalara renk katması, yoğurtlu mezelerinin yapılması vs. gibi geniş bir tüketim yelpazesine sahiptir. Yapılan çalışmalarda; yanıklar, baş ağrısı, bağırsak ile ilgili hastalıklar, karaciğer, mide, öksürük, artrit gibi hastalıkların tedavisinde destekleyici bir etkisi olduğu görülmüştür.

Semizotunun içindeki besin öğelerinin, vücudumuzda ne gibi etkileri var inceleyelim:

Vücudumuzun sentezleyemediği, dışarıdan besinlerle almamız gereken omega-3’ün en iyi kaynağı; hayvansal gıdalara bakıldığında ‘balık’, sebze grubunda ise ‘semizotu’ dur. 100gr semizotu, 300-400mg alfalinolenik asit (ALA) içerir.  Dikkat çekilmesi gerekilen nokta ise, ALA bitkisel kaynaklı olduğundan, vücudumuz bu asitlerden daha iyi yararlanabilmek için, hayvansal kaynaklı omega-3 yağ asitleri (EPA VE DHA) formuna çevirir. Bu yüzden semizotu tüketimi bir alternatif olabilir fakat balık ile tamamen aynı etkide olmadığı bilinmelidir. Semizotunun sahip olduğu alfa-linolenik asidi, insanın büyüme ve gelişmesinde, hastalıkların önlenmesinde (özellikle çeşitli kardiyovasküler hastalıklarda) önemli bir role sahiptir. Ispanak ve semizotu üzerinde yapılan bir çalışmada, semizotunun ıspanağa göre 5 kat daha fazla omega-3 yağ asitleri içerdiği görülmüştür.

Semizotu yapraklarının C vitamini içeriği saplarına oranla daha fazladır. C vitaminin;  kemik, eklem bağları ve damar yapısında bulunan kollajen dediğimiz maddenin yapımını arttırmak, vücudun mikroplara karşı direncini arttırmak, yara iyileşmesini sağlamak, iyi bir antioksidan olması, yüksek kolesterolü düşürmek (damar sertliğini giderip, genişlemesini sağlayarak) gibi çok önemli faydaları vardır. Günlük beslenmenizde belirlenen miktarlarda alınması gerekir. Fazlası idrar ile atılır, ayrıca C vitamini alımı arttıkça emilimi de azalır bu yüzden ne kadar tüketileceği konusunda diyetisyeninize danışmanız önemlidir. Skorbüt hastalığı C vitaminin yetersizliğinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Fazla (1000mg’dan fazla/günde) alınması durumunda ise bulantı, mide krampı,  ishal ve böbrek taşı oluşma risklerini arttırmaktadır.

  • Beta Karoten

A vitamini öncüsü (provitamin A) olan Beta karoten bitkisel besinlerde bulunur. Beta karoten vücutta A vitaminine dönüşmektedir. Bu vitaminin başlıca görevlerinden birisi görme olayına olan etkisidir. A vitamini retinol formunda, gözün arka kısmındaki bölgede ışığı tanımaya yarayan rodopsin proteinine bağlanarak gece görmemizde etkili olmaktadır. Beslenmemizde yeterince A vitamini alamazsak eğer  ’gece körlüğü’ adı verilen hastalık oluşabilmektedir.

A vitaminin bir diğer önemi ise yeterliliğine veya eksikliğine bağlı olarak gelişebilen sakat doğum riskidir. Çünkü bebeklerin gelişiminde A vitamini oldukça önemlidir.

Peki, A vitamini eksikliğini vücudumuzda hangi bulgular ile anlayabiliriz?

Gece körlüğü, gözyaşının azalması ve kuru göz (kseroftalmi), göz korneasındaki yara, çocuklarda sık sık enfeksiyon, ishal, nezle şikayetleriyle karşılaşmak A vitamini eksikliği belirtileridir.

Yapılan çalışmalarda; A vitaminin fazla alımına bağlı olarak karaciğer kanseri riski ve kemik erimesinin arttığı saptanmıştır. A vitamininin tüketim miktarı yine diyetisyen kontrolünde; kişinin yaş, fiziksel özellik, cinsiyet, hastalık tanıları göz ardı edilmeden belirlenmelidir. Aksi takdirde sağlığa faydalı olması adına bilinçsizce tüketilen her besin gibi vitaminler de fayda yerine zarar getirebilir ve sonucunda ağır tablolarla karşılaşılabilir.

Semizotu sinir sisteminde etkili olan B1 (tiamin), cildi ve gözleri koruyan aynı zamanda enerji metabolizmasında da rolü olan B2 (riboflavin) ve antioksidan etki gösteren E vitaminini de içerir.

Bu bitki ayrıca kalsiyum, demir, fosfor, bakır ve potasyum gibi zengin mineral kaynağıdır. Cildi korur, düşük kalori ve glisemik indekse sahiptir, lif içeriğiyle kabızlık problemine iyi gelir. Ancak semizotu tüketirken içeriğindeki oksalat miktarı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Semizotu ve tip 2 diyabet arasında semizotunun kan şekerini düşürmede etkili olduğuna dair bir ilişki vardır. Diyabetli ratlar üzerinde yapılan çalışmada semizotunun açlık kan şekeri, trigliseritler, total kolesterol ve HDL seviyelerinde azalmaya sebep olduğu görülmüştür. Diyabetli kadınlardan oluşan bir grupta yapılan bir başka çalışmada; 8 hafta süre ile 7.5 gr semizotu tohumu tüketen kadınların kan bulguları incelendiğinde, oksidatif stresin ve lipid peroksidasyonunun önlendiği görülmüştür. Çalışmalar göstermiştir ki; bitkilerde bulunan polisakkaritler, flavonoidler, oligoproteinler, steroidler ve alkoloidler, kan şekerinin düşmesinde ve yağların azalmasında etkili olmaktadır. Ancak kan şekerini ve vücut yağını azaltma etkisinin olması birebir diyabeti yok edeceği anlamına gelmemektedir. Bilimsel olarak kanıtlanmış, yeteri kadar çalışma mevcut değildir.

Yapılan başka bir çalışmada ise, yüksek yağlı diyet sebebi ile oksidatif stres hasarı oluşmuş farelerin, semizotu özünden hazırlanmış sulu ekstrelerle belirli aralıklarda ve dozlarda beslenmesi sağlanmıştır. Belirli süre sonunda, kan bulguları önceki değerlerle karşılaştırıldığında, oksidatif stresten kaynaklı hasarın ciddi şekilde azaldığı, kandaki ve karaciğerdeki antioksidan enzim aktivitelerinin arttığı görülmüştür.

Chen, B., Zhou , H., Zhao, W., Zhou, W., Yuan, Q., & Yang, G. (2012). Effects of aqueous extract of Portulaca oleracea L. on oxidative stress and liver. molecular biology reports.

Heidarzadeh, S., Farzanegi, P., Azarbayjani, M. A., & Daliri, R. (2014). Purslane Effect on GLP-1 and GLP-1 receptor in type 2 diabetes.

Özata, P. (2014). A vitamini. Hayat Kurtaran Vitamin ve Mineraller (s. 19-20). içinde İstanbul: Hayykitap.

Özata, P. (2014). C Vitamini. Hayat Kurtaran Vitamin Ve Mineraller (s. 45-47). içinde İstanbul: Hayy Kitap.

Uddin, M., Juraimi, A. S., Hossain, M., & Nahar, M. (2014). Purslane Weed (Portulaca oleracea): A Prospective Plant Source of Nutrition, Omega-3 Fatty Acid, and Antioxidant Attributes. The Scientific World Journal.

 

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.