Antioksidan Besinler ve Etkileri

0 121
  • Gıda Antioksidanları:

Fizyolojik durumlarda insan vücudunda oluşan serbest oksijen radikali (SOR) veya serbest nitrojen radikali (SNR) veya her ikisinin de aynı anda oluşmasıyla zararlı etkileri azaltabilen maddelere denir.

Serbest oksijen radikalleri ;enerjetik, reaktif ve metabolik yol olmak üzere 3 ana mekanizmayla oluşur. Metabolik reaksiyonlar en önemli SOR kaynağı olup, yüksek derecede aktif olmaları dolayısıyla, hücrelere yüksek oranda zarar verirler. Bu nedenle, oksidan ve antioksidan maddeler arasındaki dengenin fizyolojik bir dengede bulunması oldukça önemlidir.

Eksojen ve endojen olarak SOR oluşumunu arttıran sebepler arasında; hava kirliliği, kötü beslenme alışkanlıkları (alkol kullanımı, yetersiz ve dengesiz beslenmek), sigara tüketimi gibi durumlar yer alır. Bireyin vücudundaki antioksidan kapasitesinin yetersizliği, hücreler için zararlı metabolik reaksiyonların devreye girmesine ve sonucunda; deride kırışıklık ve akne, erken yaşlanma, koroner damar hastalıkları, diyabet, Alzheimer, Parkinson ve değişik kanser türlerinin oluşması söz konusu olabilmektedir.

Antioksidan içeren bazı besinlerin içeriklerine ve oksidatif stresle ilişkisine değinelim…

Kayısı hem kendine has şekli ve rengiyle, hem de içerdiği mineral (Na, K, P, Mg) ve antioksidanlar (likopen, β-karoten, A, E vitamini) bakımından beslenmede önemlidir. Kişinin günlük kalori ve β-karoten ihtiyacının karşılanması için iki-üç adet taze kayısı tüketmek önemlidir.

Yüksek miktarda demir içeriğinden dolayı iyi bir antianemik ve düşük oranda yağ ve yeteri kadar sükroz, glukoz, fruktoz vb. Na, K, P ve Mg ile A, C ve E vitamini içermesinden dolayı ise kaliteli ve dengeli bir beslenme için iyi bir besindir. Çeşit, genetik yapı, yetiştirildiği coğrafya, bakım ve gübrelemeye göre içeriğindeki fenolik bileşikler, vitamin ve mineraller ile fruktoz oranı farklılık gösterebilir. Taze kayısının rengine göre içerdiği fenolik bileşikler arasında bir bağlantı bulunamamışsa da, kayısının türü ve içerdiği fenolik bileşikler arasında farklılıklar saptanmıştır.

Eski çağlardan günümüze, kronik kabızlığa günde 6-8 kayısının iyi bir laksatif etki gösterdiği, karaciğer, deri, mide-bağırsak ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkilerinin olduğuna vurgu yapılmaktadır.

Zayıf östrojenik etkisiyle osteoporozis tedavisinde, östrojen düzeyini dengeler ve deri sağlığındaki etkilerinin yanı sıra, erkeklerde prostat kanseri riskini de azaltmaktadır.

At kestanesi özütü, 65 bitki özütü arasında en güçlü aktif oksijen süpürücülerden birisi olup, aynı zamanda güçlü antiaging etkisi ve özellikle venöz sızıntıları önlemesiyle hayati öneme sahiptir.

  • Elma (Malus domestica):

Elma ve suyu ile ilgili çalışmalarda elde edilen önemli bulgular arasında; antimutojenik ve güçlü antioksidan etkisi, diyabet, obezite, kanser, kardiyovasküler hastalıklar, astım ve diğer akciğer hastalıkları için koruyucu olması yer alır. Elma lifi ve içeriğindeki pektin, bağırsak boşluğundaki mutajenlerin atımına katkıda bulunması ve su tutucu özelliği ile bağırsak için bitkisel bir koruyucudur.

İçeriğindeki antioksidanlar, pektin ve vitaminlerin; kolon ve akciğer kanseri oluşumunu engelleyebileceği, karaciğer ve meme kanserine karşı koruyucu olabileceğini bildiren çalışmalar mevcuttur. İçeriğindeki lif, sindirim enzimleri tarafından parçalanamayan ve emilemeyen karbonhidrat bileşikleri olup, kabızlığın önlenmesinde önemlidir. Ayrıca, elma özütünde bulunan içeriklerin, kollajen aktivitesini uyararak; kırışıklıkları ve derideki yaşlanmayı geciktirdiği ve antiinflamatuar cevabı uyardığı da vurgulanmaktadır.

Yapılan çalışmalarda üzüm flavanollerinin, özellikle de resveretrolün güçlü bir kalp koruyucusu olduğu belitilmiştir. Resveretrol; güçlü antifungal, antiviral (özellikle nezle virüsünde), antioksidan, antiinflamatuar, antibakteriyel etkileriyle bilinmektedir.

Kırmızı üzümün kabuğu ve içeriğindeki fenolik içerikler beyaza göre daha fazladır. (Üzümün renk ve çeşidine, hazırlama işlemine göre şaraptaki fenolik miktarı değişkenlik gösterir.)

Ölçülü kırmızı şarap tüketiminin; oksidatif stresle oluşan koroner kalp hastalığına karşı koruyucu olduğu ve kardiyovasküler hastalık riskini önemli derecede azalttığı, alkol tüketiminin HDL ve kolesterol düzeylerini arttırmasına rağmen pıhtılaşmada azalmaya neden olduğu bildirilmiştir.

  • Çay (Camellia sinensis):

Çaydaki antioksidan aktivite, içeriğindeki fenolik maddelerden kaynaklanır. Demleme sırasında deme geçen antioksidan miktarı artar. Diyetle alınan antioksidanların, yaklaşık olarak %35-45’i çay flavonoidlerinden oluşur. Günde 1 gr çay tüketimi, yaklaşık 200–300 mg flavanoid sağlayabilir. Bu miktarın günlük alınması, tavsiye edilen C ve E vitaminleriyle β-karotenin toplamından (70 mg/gün) daha fazla olduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenle, antioksidan kaynağı olarak çayın önemi büyüktür.

Özellikle yeşil çayın fenolik maddeler ve antioksidan aktivite bakımından birçok içeceğe göre daha zengin olduğu bilinmektedir. Yeşil çay LDL’nin oksidasyonunu geciktirir ve plazmadaki antioksidan düzeyini arttırır.

Çay ve çay kateşinlerinin; koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğu, kanserin başlangıç, ilerleme ve dönüşüm evrelerinde inhibe edici özellik gösterdiği, karaciğer, akciğer, pankreas, özefagus, oniki parmak bağırsağı, meme ve kolon kanseri gibi hastalıkların oluşumunda etkili olan kimyasal karsinojenlere karşı koruma sağladığı yapılan çalışmalarda gözlenmiştir.

  • Kepekli Ekmek ve Bal:

Protosiyaninler ve fitoöstrojenler bakımından zengin olan kepekli ekmek gibi lifli gıdalar; metabolik sendrom ve tip 2 diyabet riskinin azaltılmasında ve koroner kalp hastalıklarının önlenmesinde etkilidir.

Yaklaşık 8000 farklı bitki fenoliklerinden çoğunu içeren bal; antikanserojen, antiinflamatuar, antiartrojenik, antitrombik, immunoregülatör ve analjezik etkilere sahiptir. Balın yanık ve yaraların iyileşmesinde, ülser tedavisinde, güçlü antimikrobiyal ve antioksidan etkilerinin olduğu yapılan çalışmalarda belirtilmişse de, bu özellikleri içeriğindeki fenolik bileşen miktarına ve çeşidine göre değişir. Bu değişim balın coğrafyasıyla ilişkili olmakla birlikte, çam balında en yüksek değerin ölçüldüğü belirtilir.

Kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanserinin önlenmesinde yararlı olduğu, akciğer, kolon ve deri kanserini engellediği, antikanser etkisinin selenyum ve metilselenosisteinden kaynaklanabileceği bildirilmiştir.

Önemli antioksidan içeriği bulunan soğanın; antikanserojen, antitrombik, fibrinolitik, antiastmatik, antifungal etkilerinin oldunduğu tespit edilmiştir.

Soğan ve elma %30 oranında kuarsetin glikoziti içermektedir. Kuarsetin; kardiyoprotektif, antikanserojen, antiproliferatif, antiviral, antiallerjenik etkilere sahip bir antioksidandır. Kuarsetin aynı zamanda diyabetle ilişkili katarakt ve retinopatilerde koruyucu görev üstlenir.

Yukarıdaki besinlerin antioksidan içerikleri hakkındaki bilgilendirmeler ışığında, vitamin tabletleri kullanmaktan ziyade, antioksidan içeriği zengin besinlerin tüketimi; sağlık için çok daha faydalı olacaktır.

 

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.