Metabolik Sendrom Nedir? Tanı ve Tedavisi Nasıldır? Kimler Risk Altındadır?

Metabolik Sendrom Nasıl Önlenebilir?

0 179

Dünya üzerinde giderek hızlı bir şekilde etki göstermeye başlayan ve morbiditeye neden olan metabolik sendrom; abdominal obezite, kan lipit bozuklukları, enflamasyon*, insülin direnci, gelişmiş diyabet veya kardiyovasküler hastalıklardan en az ikisinin bulunmasıyla oluşan durumdur.

  • Metabolik sendromda en sık görülen hastalıklar, tip 2 diyabet ve ateroskleratik hastalıklardır. Metabolik sendroma yakalanan hastalarda, kardiyovasküler hastalık gelişme riskinin arttığı belirtilmiştir.
Metabolik Sendrom Tanısı

KriterKadınErkek
HDL< 50 mg/dL< 40 mg/dL
Bel Çevresi (Cm)> 88 cm> 102 cm
Trigliserid

> 150 mg/dL

Kan Basıncı

≥ 130/85 mmHg

Açlık Plazma

Glikozu

110-125 mg/dL

Yukarıda belirtilen 5 kriterden 3’ünün varlığı, metabolik sendrom tanısı almak için yeterlidir. Bu kriterler arasında yer almasa da; proinflamatuvar ve protrombotik durumlar da sendromu tetiklemektedir.

  • İnsülin direnci, bozulmuş glikoz toleransı, merkezi obezite, dislipidemi*, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklardan birini taşıyan hastalarda, her zaman için metabolik sendrom riski bulunmaktadır.

Son 20 yılda, dünya çapında metabolik sendromlu hastaların sayısı oldukça artmıştır. Bu artış, genel olarak obezite ve diyabetle ilişkilendirilmektedir.

  • Metabolik sendrom sadece diyabet hastaları için değil, aynı zamanda kardiyovasküler hastalığa sahip bireyler için de yüksek risk faktörüdür.
Metabolik Sendrom Nasıl Önlenebilir?

Metabolik sendrom ile ilişkili kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet; yaşam tarzına uygun bir beslenme, egzersiz ve spor programları ile önlenebilmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri ile sağlanan ağırlık kaybı, sendromda görülen tüm bozuklukları giderici etkiye sahiptir. Beslenme programlarında; metabolik, kardiyovasküler* ve hepatik* komplikasyonları arttırdığı bilinen sigara ve alkole yer verilmemelidir. Beslenme ve spor programlarının diyetisyen ve spor uzmanlarınca yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

Sendromun tedavisinde, beslenme düzeninin yetersiz kaldığı durumlarda ilk hedef statinler aracılığıyla LDL’ yi (düşük yoğunluklu lipoprotein) düşürmektir. Aterotrombotik komplikasyonları önlemek amacıyla riskli hastalarda günlük 75-100 mg aspirin önerilmektedir.

Metabolik Sendrom İle İlişkili Hastalıkların Tedavisi
  • Obezite tedavisinde ilk olarak yapılması gereken insülin direncini kırmak adına hastayı eğitmektir. Hedef; 6 ay içerisinde hastanın sahip olduğu ağırlığın %10’unun kaybedilmesidir. Günlük enerji alımının kısıtlanması, yağ oranının azaltılması, egzersiz ve fiziksel aktivite ile dengeli bir kilo kaybı sağlanabilmektedir. Zayıflama ilaç ve çaylarının olumsuz etkileri ile karşı karşıya kalmamak adına tüketiminden kaçınılmalıdır. Beslenme programının diyetisyen tarafından oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
  • İnsülin direncinin kırılması yönünde egzersizlerin faydalı olduğu öne sürülmüştür. Egzersiz yapıldığı takdirde GLUT4 reseptörlerinin plazma membranına taşınması aracılığıyla, iskelet kasında glikoz transportunun arttığı belirtilmiştir. Egzersiz yapmak, insülin direncini kırmak açısından olumlu sonuçlar göstermektedir.
  • Tip 2 diyabet hastalığının tedavisinde tiazolidinedidonların kullanımı, insülinin duyarlılığını arttırıcı yönde etki gösterir.
  • Protrombotik durumun önlenmesi için ise, fibrinojen veya antiplatelet tedavi olarak aspirin oldukça etkilidir.
  • Kardiyovasküler hastalığa sahip bireylerin tedavisindeki ilk basamak terapötik* yaşam tarzını benimsemektir. Günümüzde ileri derece hastalar için ilaç tedavisi uygulanmaktadır.
  • Güncel kılavuzlara göre; metabolik sendrom risk grubu içerisinde bulunan kişilere günlük 30 dakika fiziksel aktivite ve egzersiz tavsiye edilmektedir. Düzenli yapılan fiziksel aktiviteyle risk faktörleri azalmaktadır. Hareketsiz durulan boş zamanlarda; koşu, yüzme, tempolu yürüyüş, bisiklete binme, golf ve takım sporları önerilmektedir. Özellikle tip 2 diyabet ve glikoz intoleransı olan hastalar, bu egzersizleri reddetmemeli ve yaşamlarında yer vermelidir.
  • Hastalar diyetlerinde basit şeker kullanımını azaltmalı, meyve ve sebze miktarını arttırmalı, doymuş yağ ve trans yağ kullanımını azaltarak, günlük yağ ihtiyacının çoğunu doymamış yağlardan karşılamalıdır.
  • Kardiyovasküler hastalığa sahip olan bireyler, diyetisyen kontrolünde düşük yağlı diyet uygulamalıdır. Böylece HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein-iyi kolesterol) uygun değerlere ulaşacaktır.
Hastalar ve risk grubu içerisinde olan bireylerin, yukarıda belirtilen her türlü öneriyi; hekim, diyetisyen ve spor uzmanlarınca gerçekleştirmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Enflamasyon: Yangı.
Dislipidemi: Kan yağlarının olması gerektiğinden fazla miktarlarda bulunmasıdır.
Kardiyovasküler: Kalp ve damarlarla ilgili.
Hepatik: Karaciğere ait, karaciğerle ilgili olan.
Terapötik: Tedavi edici.

Després, J.-P., & Lemieux, I. (2006). Abdominal obesity and metabolic syndrome. Nature , 881-888.

Eckel, R. H., Grundy, S. M., & Zimmet, P. Z. (2005). The metabolic syndrome. Seminar , 1415-1428.

Işıldak, M., Güven, G. S., & Gürlek, A. (2004). Metabolik sendrom ve insülin direnci. Hacettepe Tıp Dergisi , 96-99.

Oğuz, P. D. (2008). Metabolik sendrom. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni , 1-3.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.