Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) Nedir? SLE’den Nasıl Korunur?

Halk arasında bilinen adıyla; kelebek hastalığı..

0 66

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE); kronik, sebebi bilinmeyen, immünolojik bozukluklarla birlikte, otoimmün karakterli, birçok organ ve sistemi tutan bir bağ dokusu hastalığıdır. Dünya çapında bilinen bir hastalık olan SLE, ilk kez 1833 yılında Fransız dermatolog Biett tarafından, kronik dermatolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmıştır.

Hastalık aslen Asya ve Amerika yerlilerinde daha yaygındır. Avrupa’da 2.500 kişide bir SLE görülmektedir. Tüm SLE hastalarının %15’i 18 yaşından önce tanı almıştır. En sık doğurgan çağdaki kadınlar (15-45 yaş) etkilenir. Her 5 SLE hastası çocuktan 1’i erkektir. Ergenlik döneminden önce SLE hastalığına yakalanan kız çocukların sayısı, erkek çocukların sayısına oranla daha düşüktür.

Bağışıklık sisteminin, kişinin kendi doku ve hücreleri ile yabancı bir madde arasındaki farkı ayırt etme yeteneğinin ortadan kalktığı, bulaşıcı olmayan ve otoimmün bir hastalık olan anti SLE’de; immün sistem, farklı maddelerin yanı sıra, kişinin normal hücrelerini yabancı madde olarak algılayan otoantikorlar üreterek hücrelere saldırmaktadır. Bu durum sonucunda; çeşitli organlarda (böbrekler, eklemler, deri vs.) iltihaba sebep olan bir reaksiyon oluşmaktadır. İltihap belirtileri, SLE’de olabileceği gibi uzun süre devam ederse, dokularda hasar oluşarak normal işlevleri bozulmaktadır. Bu sebeple SLE’de tedavi, iltihabı azaltmaya yöneliktir.

  • Çok sayıda kalıtımsal risk faktörünün yanı sıra, çeşitli çevresel faktörlerin, bu anormal bağışıklık yanıta neden olduğu düşünülmektedir. Ergenlikteki stres ve hormonal düzensizliklere ek olarak; viral enfeksiyonlar, güneşe maruziyet ve ilaçlar gibi çeşitli çevresel faktörlerin de SLE’nin tetikleyicisi olabildiği bilinmektedir.
SLE Teşhis ve Tedavisi

SLE’nin çocuklarda daha ağır seyrettiği bilinmektedir. SLE’li çocuklarda; halsizlik, yorgunluk, sürekli ya da aralıklı ateş, iştah ve kilo kaybı gözlenmektedir. Işığa duyarlılık, değişik deri döküntüleri, burun veya ağız içinde ülserler görülebilmektedir. Yanaklar ve burnun çevresindeki tipik ‘kelebek’ döküntü, bu hastalıktan etkilenmiş çocukların üçte birini oluşturmaktadır. Ek olarak, artmış saç dökülmesi (alopesi) de fark edilebilmektedir. Soğuğa maruz kalındığı takdirde ellerde beyazlaşma, kızarma ve morarma görülebilir. Belirtiler arasında kas, göğüs ve baş ağrısı, eklem katılığı ve şişliği, kansızlık, kolay morarma ve nöbetler yer almaktadır. Belli bir dereceye kadar böbrek tutulumunun olduğu SLE’li çocukların çoğunda, bu tutulumun yaygın belirtileri arasında idrarda protein ve kan görülmesi, yüksek kan basıncı ile özellikle bacak, ayak ve göz kapaklarında şişlik, SLE’li yetişkinlerde ise beyin ve böbrek hastalığı, çocuklara oranla daha az görülmektedir.

  • SLE’yi tam olarak iyileştiren, hastalığa özgü bir tedavi şu anda bulunmamaktadır. Günümüzde uygulanan tedavi, hem belirtileri ve bulguları kontrol altına almaya, hem de hastalığın yol açtığı doku ve organlara kalıcı hasarı da içeren komplikasyonları önlemeye yardımcı olmaktadır. Pek çok çocukta, alevlenmeler tedavi ile kontrol altına alınarak tedavinin hiç gerekmediği ya da çok az gerektiği remisyona (hastalık belirtilerinin kaybolduğu dönem) girilebilmektedir.

SLE’li çocukların %50’sinde anti-fosfolipid antikorları görülebilmektedir. Anti-fosfolipid antikor testi pozitif olan çocukların çoğunda tromboz oluşmaz. Otoimmün hastalığı olan ve anti-fosfolipid antikoru pozitif olan çocuklara genellikle düşük doz aspirin verilmektedir. Verilen aspirin, trombositlerin yapışkanlıklarını azaltarak kanın pıhtılaşma yeteneğini düşürmektedir. Bu antikorların bulunduğu adolesanlarda ideal yaklaşım; doğum kontrol hapı ve sigara gibi risk faktörlerinden kaçınmayı da içermektedir.

Koruyucu Önlemler

Yeni tanı almış olan hastada duygusal bir reaksiyon, genel tedirginlik hali gözlenmektedir. Hasta psikolojik desteğe ihtiyaç duyabilir. Hastanın anlayacağı bir dilde hastalık hakkında bilgi vermek dışında; uyku, güneş ışığından korunma, dinlenme, enfeksiyon riski, egzersiz, beslenme ve doğum kontrolü konularında bilgiler de verilmelidir.

  • SLE’li hastalar, günlük yaşamlarında, normalden daha fazla dinlenmelidir.
  • Ultraviyole ışığından korunmak için uygun giysiler ve geniş kenarlı şapkalar giyilmelidir.
  • Güneş ışınlarının kuvvetli olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalı ve koruyucu kremler kullanılmalıdır.
  • UV ışığına hassasiyeti arttıran bazı ilaçlar (tetrasiklin) konusunda dikkatli olunmalıdır.

Sistemik lupus eritematozuslu hastalarda; immünsüpresif tedavi ve kortikosteroid, kalp kapak anomallikleri, kronik böbrek yetersizliği ve ülserli cilt lezyonları gibi durumlar enfeksiyona meyili arttırır.

  • Enfeksiyon, cerrahi girişim, doğum, psikolojik stres ve düşük yapma gibi durumlar hastalığı alevlendirebilir.
Sistemik Lupus Eritematozus ve Beslenme Tedavisi

Tedavide kullanılan ilaçlardan biri olan kortikosteroidler; hem uzun, hem de kısa dönemde birçok yan etkiye sebep olabilmektedir. Örneğin; dispepsi (hazımsızlık), kilo alma, yüksek kan basıncı, midede yanma, şeker hastalığına yatkınlık, kaslarda zayıflık, göz tansiyonu, büyümenin baskılanması ve kemik erimesi gibi problemlerin etkileri uygun diyet tedavisi ile azaltılabilir.

Ağırlık artışı, egzersiz ve düşük kalorili diyet ile kontrol edilebilir.  Yüksek tansiyonu önlemek için az tuzlu, diyabet hastalığından korunmak için ise, düşük şeker içeriğine sahip besinler tüketmek gerekmektedir. Ek olarak, osteoporozu önlemek için D vitamini ve kalsiyum takviyeleri kullanılmalıdır.

Sistemik lupus eritematozuslu hastalarda beslenme alışkanlıkları iyi bilinmemektedir. Bu nedenle, SLE hastalarında diyet alımı ve beslenme durumunu değerlendirmek için çalışmalar yapılmıştır.

  • Hastaların beden kitle indeksleri değerlendirildiğinde; % 53.26’sı normal, %43.48’i ise aşırı kilolu olduğu görülmektedir. Çalışmaya dahil olan SLE hastalarının; çeşitli minerallerin alımında eksiklik, düşük karbonhidrat ve lif,  yüksek protein ve yağ alımı ile karakterize olan dengesiz bir diyete sahip olduğu tespit edilmiştir.

SLE’li hastalarda hipotiroidi görülme oranı daha yüksektir. Bu sebeple, hekim ve diyetisyen tiroid fonksiyon bozukluğu olasılığının farkında olmalıdır. SLE’li hastaların yaşam kalitesindeki iyileşmeye yardımcı bilimsel ve teknolojik gelişmelere rağmen, SLE hastalığı geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilen bir hastalık olarak seyrini sürdürmektedir.

Önceki çalışmalarda, SLE’li hastalarda genel popülasyona oranla kemik kaybı ve kırıklarında önemli bir artış olduğu saptanmıştır. SLE hastalarında, hem kemik mineral yoğunluğunda hem de kırık mekanizmalarında hayati bir rol oynayan Vitamin D yetersizliğinin ve sebep olduğu kemik metabolizması bozukluklarının incelenmesi ve tedavi edilmesi önerilmektedir.

Sistemik Lupus Eritematozus ve Spor

Hastalık remisyondayken (hastalık belirtilerinin kaybolduğu dönem) düzenli egzersiz teşvik edilmelidir. Yüzme, yürüme, diğer aerobik veya açık hava faaliyetleri ve bisiklete binme önerilmektedir. Çok yorucu egzersizlerden kaçınılmalı ve hastalığın alevlenme döneminde egzersiz kısıtlanmalıdır.

Düzgün, N. Sistemik Lupus Eritematozus. Romatoloji Kitabı. Ankara : Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, s. 168-191.

Sistemik Lupus Eritematozus . Paediatric Rheumatology International Trials Organisation, Paediatric Rheumatology European Society, 2016.

Salman-Monte, T.C et al. Bone mineral density and vitamin D status in systemic lupus. 2017, Autoimmunity Reviews, s. 1155-1159.

Pocovi-Gerardino, G. et al. Dietary intake and nutritional status in patients with systemic lupus erythematosus. 2018, Endocrinología, Diabetes y Nutrición, s. 1-7.

Watad, A. et al. Hypothyroidism among SLE patients: Case–control study. 2016, Autoimmunity Reviews, s. 484–486.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.