Sepsis Nedir? Etkileri Nelerdir? Beslenme Tedavisi Nasıldır?

Sepsis Hastaları Nasıl Beslenmelidir?

116

Sepsis, yoğun bakım ünitelerinde bakım gerektiren akut katabolizma hastalığıdır. Bu katabolizma sonucu yağsız vücut kütlesi (LBM) kaybı, zayıflık ve fiziksel işlev kayıpları oluşur. Kritik hasta grupları günde 1 kilograma kadar LBM kaybedebilir. Yoğun bakım hastalarıysa, hastanede kalış sürelerinin ilk 7-10 günlerinde LBM kaybı ile karşı karşıyadır. Yoğun bakımda kaldıktan sonra tekrar kilo almaya başlanır, fakat bu kilo alımının çoğu yağ kütlesi artışıyla gerçekleşmektedir. LBM kaybıyla birlikte anoreksiya görülebilir ve uzun süre ağızdan besin alımı zorlaşır.

  • Eğer enteral ve parenteral besin alımı gerçekleşmezse, hızlı bir şekilde enerji açığı ortaya çıkarak kas kaybı ve çeşitli komplikasyonlara yol açar. Bunun üzerine iyatrojenik açlık, inflamasyon ve akut faz yanıtı stres faktörleri eklenir.
Sepsis Epidemiyolojisi

Sepsis, evrensel bir hastalıktır. Yılda 5 milyondan fazla sayıda ölümle sonuçlandığı ve bu oranın artacağı bildirilmektedir. Sepsisin gelişmesini ve sonuçlarını; sosyoekonomik durum, yaş, cinsiyet, komorbid hastalık ve enfeksiyonun türü gibi etmenler etkilemektedir. Tedavide ilerlemeler sağlanmış olmasına rağmen, etkisi büyük ölçüde devam etmektedir.

Sepsis Ve Tıbbi Beslenme Tedavisi

Yeterli protein (yaklaşık 1-1.2g/kg/gün) ve non-protein enerjisi (yaklaşık 15 kcal/kg/gün), erken enteral beslenme döneminde, mikrobesin ve vitamin eksikliklerini iyileştirmeli ve hastaların sınırlı bir süre endojen enerji ihtiyacını sağlayabilmelidir.

Resüsitasyondan sonra ise, LBM kaybını azaltmak ve tedaviyi desteklemek amacıyla 1.5-2 g/kg/gün protein ve enerjiye ihtiyaç vardır.

Yoğun bakım hastalarında, düzenli protein ve enerji ihtiyacı karşılanmasıyla LBM kaybını azaltmak ve işlevselliği sağlamak önemlidir. Proteinden zengin oral suplementlerle beslenme desteklenmelidir. Malnütrisyon taraması yapılmalı ve enteral beslenmenin zayıfladığı dönemlerde parenteral nütrisyon, beslenme düzenine eklenmelidir.

  • Mikronütrientler Ve Elektrolitler

Yoğun bakım ünitelerinde kalan hastalarda, bu besin öğelerinin yetersiz olduğu görülmektedir. Refeeding sendromu, beslenme açısından yetersiz olan hastalar için tehlikeli bir durumdur ve elektrolitlerin durumu takip edilmelidir.

  • Tiamin

Tiamin, aerobik besin metabolizması için önemli esansiyel bir vitamindir. Septik şok olan hastaların yaklaşık %35’inde tiamin eksikliği görülmektedir. Bu hastalara 200 mg tiamin takviyesiyle, laktat seviyelerinde ve tiamin eksikliğinde iyileşmelerin gerçekleştiği görülmüştür.

  • C Vitamini ve Antioksidanlar

Yakın zamanda C vitamininin, tiamin ve düşük dozlu steroidlerle potansiyel faydası tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalarda; yüksek dozda C vitamini kullanımının güvenilir olduğu görülmüş olsa da, renal bozukluğu olan hastalarda görülen okzalat nefropatisi için endişe yaratmaktadır. Dolayısıyla, yanık durumunda C vitamininin kısa süreli kullanılması, beklenildiği gibi olumlu bir sonuç oluşturmasa da; sıvı sızıntısı ve sıvı gereksinimlerini düşüreceği gerçeği ise olumlu bir sonuç olmaktadır. Ayrıca, selenyum ve diğer antioksidanların düzenli kullanımının meta analizlerde umut vaat ettiği görülse de, randomize kontrol çalışmalarında yarar sağlamadığı görülmüştür.

Birçok ülkede D vitamini eksikliği artan bir hızla görülmektedir. Cerrahi ve yoğun bakım hastalarında, D vitamini eksikliğinin operasyon sonrası komplikasyonlar ve olumsuz yoğun bakım sonuçlarına sebep olduğu bildirilmiştir.

Glutamin, esansiyel olmayan serbest aminoasitler arasında en çok tedarik edilenidir. Seviyelerinin düşük olması olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Ancak çalışmalar göstermektedir ki, enteral alınan yüksek dozda glutamin veya glutamin içeren karışımlar bu hastalarda risk oluşturmaktadır.

  • Sepsisin erken fazında, vazopressör kullanımında ve diyalize girmeyen böbrek hastalarında enteral yoldan ek glutamin verilmemelidir. Bazı çalışmalarda; parenteral yol kullanılıyor ise glutamin takviyesinin düşünülebileceği belirtilmiştir.

Saf soya yağı, immün baskılayıcı ve proinflamatuar olduğu için kullanılmamalıdır. TPN alan yoğun bakım hastaları veya postoperatif durumda, soya yağındansa balık yağı bulunan lipid formülaların kullanımınını destekleyen çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Kritik hasta gruplarında balık yağı içeren inravenöz yağların, enfeksiyonda ve hastanede kalış süresinde azalma sağladığı gösterilmiştir.

Beslenmeyi en iyi hale getirebilmek ve sepsis durumunda hedeflenmiş besin alımını sağlamak için metabolizmayı iyi anlamak gerekir.

Hastanın sonuçlarını ve hastalığın ilerleyişini en iyi şekilde yorumlayıp beslenme planı buna yönelik düzenlenirse, sepsis ve yoğun bakımda mağduriyet durumu azaltılmış olur. Hastaların nasıl beslenmesi gerektiğine; besin skoru, BT taraması ve LBM durumu göz önünde bulundurularak karar verilebilir. Riskli hastalar erken enteral veya parenteral desteğe alınır.

  • Doğru hastaya, doğru zamanda, doğru beslenme desteğinin uygulanması oldukça önemlidir.

Shankar-Hari, M., & Singer, M. (2018). Preface: Caring for Sepsis Patients: An Update.

Wischmeyer, P. (2017). Nutrition Therapy in Sepsis. Critical Care Clinics, 34, 107-125.

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.