Kolin ve metabolitleri; hücre zarının bütünlüğünün sağlanması, metil metabolizması, kolinerjik nörotransmisyon ve lipit-kolesterol taşınması gibi alanlarda etkin rol alır. Kolin, vücut dokularında kolin-fosfolipitleri* olarak baskın bulunmaktayken, kalan kısım ise PAF*, asetil kolin, plazmalojenler, lisofosfotidilkolin vb. önemli metabolitlerin yapısına katılır.
Kolin, endojen olarak üretilir fakat vücut ihtiyaçlarının karşılanması için diyetle de alınması gereklidir. Kolin eksikliğinin belirtileri, hem kolinden yoksun deneysel diyetlerde hem de TPN ile beslenme sırasında ortaya çıkmıştır.
İnsanlar tarafından sıklıkla tüketilen birçok besin, gerek kolin gerek esterleri açısından zengin kaynaklardır. Kolin, besinlerin işlenmesi sırasında da eklenebilmektedir. Günlük kolin gereksinimi 7-10 mmol/gündür. 1 kilogram sığır karaciğeri tüketildiği takdirde, bu oran 50 mmol/güne ulaşabilmektedir. Bu durumda karaciğer , yumurta vb. kolinden zengin besinler tüketildiği takdirde vücut gereksinimi fazlasıyla karşılanabilmektedir.
Kolinin Vücuttaki Üç Önemli Fonksiyonu
Ayrıca kolin, böbrek ve karaciğerde metil donörü olarak görev alan betain formunu alır. Betain, homosisteinin metilasyonunu sağlar ve metiyonin aminoasiti üretilir. Metiyonin aminoasidi, DNA’nın epigenetik regülasyonunda ve protein sentezinde rol alır. Aslında bu yol, B12 ve folatın katalizlediği metiyonin üretimine de alternatif bir yoldur.
Son olarak, kolin; vücutta en bol bulunan, fosfolipit olan fosfotidilkolin formu alarak hücre zarını oluşturur. Hücrenin bütünlüğünü ve korunmasını sağlar.
Kolin İle İlgili Araştırmalar
Kolin tedavisi biyokimsayal, fizyolojik veya davranışsal etkilere sahiptir. Ven içerisine verilen kolinin kan basıncını düşürdüğü gözlemlenmiştir. Ratlarda oral yolla alımda kan basıncına bir etki göstermemiş fakat Alzheimer hastalarında hipotansiyon oluşturmuştur.
- Yine sıçanlarla yapılan başka bir araştırmada; 90 mg/kg, 4 saat ara ile günde 3 kez kolin verilmiştir. 3 gün sonrasında kolinden zengin beslenmenin, endotoksine karşı koruyucu olduğu görülmüştür.
- Köpek ve farelere belli oranlarda kolin verilen deney sonucunda, kolinin antiinflamatuvar etki gösterdiği görülmüştür. Vücutta endotoksin sonrası inflamatuvar yanıt oluşur. Kolinin, oluşan proinflamatuvar sitokin tümör nekrozis alfa (TNF-α) düzeyini baskılayarak, antiinflamatuvar yanıtı oluşturduğu gözlemlenmiştir.
Kistik fibrozisli hastalarda plazma kolin düzeyinin düşük seyrettiği farkedilmiştir. Oral yollla suplementasyon yapılarak plazma kolininin yükseltildiği bir çalışmada, kistik fibrozisli hastalarda alım sonrası pulmoner fonksiyonun geliştiği, karaciğerdeki yağlanmanın azaldığı belirtilmiştir.
kolin-fosfolipitleri :fosfotidilkolin,sifingomiyelin
hepatosteatoz: yağlı karaciğer hastalığı
nörotransmitter: nöronlar arası iletişim sağlayan kimyasal madde
İsmail Hakkı Ulus1, M. C. (2010). Kolin’in Merkezi ve Periferik Kolinerjik Nöronlarda ve Kolinerjik İletimdeki İşlevi. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi.
Wolfgang Bernhard 1, *. R.-M. (2019). Choline Supplementation in Cystic Fibrosis—. nutrients.
Zeisel, K. D. (2012). Choline Metabolism Provides Novel Insights into Non-alcoholic. NIH Public Access.
Zeisel, S. H. (1994). CHOLINE AND HUMAN. Ann”, Rev. Nutr.
