Kistik Fibrozis ve Beslenme

İlk kez 1936 yılında tanımlanan kistik fibrozis; KFTR geninde meydana gelen mutasyon sonucu oluşan, otozomal resesif geçişli, ilerleyici bir hastalıktır. Kistik fibroziste en çok; akciğer, karaciğer, pankreas, bağırsak gibi, dış salgı bezlerinin yoğun bulunduğu organlar etkilenmektedir. Normal bir bireyde bu salgılar ince ve akışkanken, kistik fibrozisli bir hastada salgılar akıcı özelliğini yitirerek, koyu kıvamlı bir hal alır.

Kistik fibrozis hastalığı tüm etnik gruplarda görülse de, en sık beyaz ırkta görüldüğü için ‘’beyaz ırkın ölümcül hastalığı’’ olarak bilinmektedir. Beyaz ırkta her 2500-3000 kişiden birinin, ülkemizde ise her 3000 kişiden birinin kistik fibrozis hastası olduğu belirtilmiştir. 1950li yıllarda hastaların beklenen yaşam süresi 5 yıl iken, günümüzde tıbbi tedavi ve beslenme tedavisiyle bu süre 33-40 yıla uzamıştır.

Tekrarlayan akciğer enfeksiyonu ve tıkanmalar, pankreas yetmezliği, malnütrisyon, emilim bozuklukları (malabsorbsiyon) ve kistik fibrozise bağlı diyabet, kistik fibrozisli hastalarda sık görülen komplikasyonlardır.

Hastalarda pankreas salgıları; akışkanlığını yitirmesi ve buna bağlı tıkanmalar sonucunda bağırsağa ulaşamaz. Bu durumda;

Kistik Fibroziste Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Görülen komplikasyonların şiddetini ve sıklığını azaltmak, büyüme ve gelişme geriliğini önlemek, ayrıca hastanın yaşam kalitesini artırmak için planlı ve yeterli bir beslenme tedavisi gereklidir.

Kistik fibrozisli hastada önerilen enerji alımı, normal birey için önerilen enerji alımının %120-150’si kadar olmalıdır. Çünkü, hastada var olan emilim bozukluğu enerji alımını azaltmış; tekrarlayan enfeksiyonlar ise enerji ihtiyacını arttırmıştır.


Akbıyık, H. (2014). kistik fibrozisli hastalarda malnütrisyon ve beslenme durumunun saptanması. ankara: hacettepe üniversitesi sağlık bilimleri enstitüsü.

derneği, ç. s. (2010). kistik fibrozis ve beslenme.


Exit mobile version