Kortizon Nedir? Neden Kullanılır? Etkileri Nelerdir?

Kimler kortizon kullanabilir? Kortikosteroid tehlikeli midir?

0 124
Kortizon Nedir?

Kortizon, adrenal bezlerde kolesterol tarafından yapılan ve doğal olarak oluşan steroid bir hormondur. Özellikle enzimlerin faaliyetlerini düzenleyen çoğu doku ve organları etkilemesi ile bilinmektedir. Bununla birlikte kortizon, adrenal bezlerden salgılanan başka bir hormon olan adrenalin ile birlikte, daha çok ‘’savaş ya da kaç’’ olarak bilinen stres reaksiyonlarında önemli rol oynadığı bildirilmektedir.

Sentetik kortizon ve glukokortikoidler, klinik olarak bağışıklık sistemini baskılayan güçlü antiinflamatuar ajanlar olarak kullanılmaktadırlar. Bu etkileriyle, inflamasyon nedeniyle oluşabilecek ağrı veya şişmeyi azaltmalarıyla bilinmektedirler. Kortizon ve diğer kortikosteroidler çok güçlü ilaçlardır ve sayısız yan etkilere sahiptirler. Özellikle enjeksiyonla verilen yüksek dozlarda kortizonun, uzun süreli kullanımıyla ortaya çıkabilen önemli risklerinin olduğu bildirilmektedir.

Kortizonun Vücuttaki Rolü

Kortizonun vücutta pek çok önemli işlevi vardır ve neredeyse her organ sistemini etkilediği bilinmektedir. Stresle baş etmede önemli bir role sahip olması nedeniyle ‘’stres hormonu’’ olarak da adlandırılır. Stres; korku, endişe, travma ve çeşitli rahatsızlıklardan, sıcaklıktaki ani değişikliklere veya ameliyattan kaynaklanan bedensel hasarlara kadar birçok kaynaktan ortaya çıkabileceği bildirilmektedir.

Stresli bir durum oluştuğunda kortizon; kalp, iskelet kası ve beyin gibi temel vücut bölümlerine gerekli enerjiyi sağlamak için genel dolaşımda depolandığı dokulardan, glikoz salgılanmasına yardımcı olmasıyla bilinmektedir.

Kortizonun Klinik Kullanımı

Kortizon klinik olarak,

  • Zayıf adrenal korteks için replasman tedavisinde
  • Çok çeşitli inflamatuar hastalıklarda
  • Transplantasyon sonrası organ reddini önlemede

kullanıldığı bilinmektedir.

1. Replasman Tedavisi: Bir kişinin adrenal korteks bezlerinin düzgün çalışmaması sebebiyle kortizon seviyeleri düşükse ortaya ciddi sorunlar çıkabilmektedir. Bu tür adrenal yetmezlik Addison hastalığında ve bazen de ameliyat sonrasında oluşur. Kişi genel de halsizlik, sindirim bozuklukları, eklem ve kas ağrılarına yenik düşer. Daha ciddi olarak çöküş, hatta ölüm bile gerçekleşebildiği bilinmektedir. Bu durum da vücudun normal fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kişiye kortizon replasman tedavisi uygulanabileceği bildirilmektedir.

2. İnflamatuar Hastalıkların Tedavisi: Kortizon ve ilgili glukokortikoidler çok çeşitli klinik bozukluklarda rutin olarak kullanılmalarıyla bilinmektedir. Bunlar lokal olarak (deri üzerinde), oral (ağız yoluyla alınan) tabletler şeklinde veya deri, kas ya da diğer dokulara enjeksiyon yoluyla uygulanmaktadır. Kullanımları iki farklı alana ayrılır;

  • Aşırı inflamasyonun olduğu rahatsızlıklarda,
  • Bağışıklık yanıtını bastırmak için.

Temel klinik uygulamalar aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Romatizmal BozukluklarEklem, tendon, kıkırdak ve bursa – romatoid, psoriatik, gut ve osteoartrit, bursit, gut enflamasyonu
Solunum BozukluklarıSolunum yollarının akut veya kronik enflamasyonu – Bronşiyal astım, pnömoni, tüberküloz, şiddetli boğaz ağrısı
Alerjik Durumlar

 

 

Akut astım atakları, kontakt dermatit, serum hastalığı
Cilt HastalıklarıEgzema, sedef hastalığı, ürtiker, ilaç reaksiyonları, mantar enfeksiyonları, kovanlar, sarkoidoz, zona baskıları, skarları çözme
Sindirim Sistemi Bozuklukları

 

 

Ülseratif kolit, Crohn hastalığı, enterit, sprue
Endokrin Bozukluklar

 

 

Tiroidit, adrenal korteks yetmezliği
Kan Yapıcı Sistem Bozuklukları

 

 

Farklı kökenleri olan anemi, purpura
Göz Hastalıkları

 

 

Keratit, göz ülseri, iritis, üveit, alerjik reaksiyonlar, zona hastalığı
Bazı Kanserler

 

 

Bazı lösemiler ve lenfomalar
Bağışıklığın Bastırılması

 

 

Organ nakli sonrası otoimmün hastalıklar
Diğer

 

 

Lupus, kalp ve böbrek iltihabı, multipl skleroz alevlenmeleri

 

  • 3.Organ Nakli: Böbrek veya karaciğer gibi organ nakilleri sonrası, vücudun yeni dokuyu yabancı gibi algılayıp ona karşı güçlü bir yanıt oluşturduğu bilinmektedir. Bu yanıt nakledilen organ için reddetme sürecinin başlaması demektir. Burada kortikosteroidler, ve sentetik versiyonları, reddetme sürecinin bastırılmasında kullanılmaktadır. Başarılı olursa, nakledilen organ alıcının vücudunda tutulabilir ve düzgün çalışmaya başlayabilir. Bununla birlikte, muhtemelen uzun yıllar boyunca reddetme sürecinin yeniden gerçekleşmesini önlemek için düşük doz kortizon ile idame tedavisi gerekebileceği bildirilmektedir.
Kortizon ve Beslenme İlişkisi (editör tarafından)

Kortizon, kişinin diyetini doğrudan etkileyebilecek yan etkilere sahip olması ile bilinmektedir. Kortizon kullanan bir kişide genelde kilo artışı görülebilir. Bunun sebepleri;

  • İştah artışı
  • Vücuttaki tuz ve su miktarındaki artış
  • Vücudun tek seferde büyük miktarlarda aldığı karbonhidrat ve şekeri işleyebilme yeteneğinde azalma olabileceği bildirilmiştir.
  • Yapılan çalışmalar da; kortizon kullanan kişilerde osteoporoz ya da zayıf ve kırılgan kemik görülme risklerinin arttığı bildirilmektedir. Çünkü kortizonun, vücuttaki kalsiyum, D vitamini ve fosfor miktarlarını azalttığı belirtilmiştir.

Ayrıca kortizon, kas güçsüzlüğüne ve vücuttaki proteini parçalaması sebebiyle kas miktarında belirli bir kayba neden olmaktadır. Bu tür problemlerin önüne geçebilmek için aşağıda belirtilen adımlar izlenebilir;

  • Kemikleri ve kasları güçlü tutmak için egzersiz yapılması önerilmektedir. Bir seferde 20 dakika boyunca haftada en az 3 kez egzersiz yapılabilir. 
  • Bu 4 yiyecek grubundan oluşan sağlıklı bir diyet yenmelidir;
  • Tahıl ürünleri
  • Sebzeler ve meyveler
  • Süt ürünleri
  • Et, balık, kümes hayvanları ve alternatifler
  • 3 büyük öğün yerine 6 küçük öğün yemek yeme tercih edilmelidir.

Sağlıklı atıştırmalıklar:

  • Elma, muz, çilek, kavun gibi taze meyveler
  • Şeftali ve ananas gibi su dolu meyveler
  • Biber, havuç, karnabahar gibi taze sebzeler
  • Az yağlı peynirli simit
Kortizon gibi kortikosteroid türü ilaç kullanan kişilere verilecek öneriler
  • Sigara içiyor ise kişi sigarayı bırakmalıdır.
  • Alkol ve kafein tüketimi kısıtlanmalıdır.
  • Az tuz içeren diyet uygulanmalıdır.
  • Kişinin kan basıncı düzenli olarak ölçülmelidir.
  • Ağırlık kontrolünün sağlanması amacıyla kilo kontrolü yapılmalıdır.
  • Diyette kalsiyum içeren besinlere ağırlık verilmelidir.
  • Yağ ve yağlı besinler olabildiğince az tüketilmeli, katı ve doymuş yağlardan ise uzak durulmalıdır.
  • Diyet protein ağırlıklı olmalı, kişi düzenli olarak egzersiz yapmalıdır.
  • Şeker ve şekerli besinler gibi basit karbonhidratlardan uzak durulmalıdır
  • Yılda 1 veya 2 kez göz muayenesi olunmalıdır.

Kortizon ve Beslenme (G. John, 2014)
(St. Joseph’s Healthcare Hamilton, 2010)

Glukokortikoidler: Adrenal bezlerden günlük olarak veya stres durumunda salgılanan hormonlardır.
Glikoz: Karbonhidrat hidrolizi son ürünlerinden biri ve aynı zamanda canlı organizmalar için ana enerji kaynağıdır.
Adrenal Korteks: Böbrek üstü bezinin dış kısmıdır.
Replasman: Bir şeyi çıkarıp yerine başka bir şey koyma, yerine koyma anlamlarına gelir.
Transplantasyon: Organ nakli.
Addison Hastalığı: Böbrek üstü bezlerinden kortikosteroitlerin hiç salgılanmaması ya da az salgılanması sebebiyle deri pigmentasyonunun arttığı bir hastalıktır.
İdame: Sürdürme, devam ettirme anlamlarına gelir.
Osteoporoz: Kemik erimesi.

 

Uyarı! BirBes.com içeriklerinin bir bölümü veya tamamı, BirBes. com – Beslenme Biliminin Geleceği’nin daha önceden yazılı izni ve onayı alınmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Bütün yasal haklar saklıdır.

Yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.